Anasayfa / Basın Açıklamaları / Cuma İçten: Çizgimden Sapmadan, Kırgınlık ve Dargınlığa Düşmeden Davama Hizmet Etmenin Gayreti İçinde Oldum

Cuma İçten: Çizgimden Sapmadan, Kırgınlık ve Dargınlığa Düşmeden Davama Hizmet Etmenin Gayreti İçinde Oldum

User Rating: Be the first one !

 

 

 

 

AK Parti 24. Dönem Diyarbakır milletvekili Cuma İçten, 27. Dönem Milletvekilliği aday adaylığını açıkladığı basın toplantısında, 25 yıllık siyasi hayatı boyunca çizgisinden sapmadan davasına hizmet etmenin gayreti içinde olduğunu söyledi. Siyasi hayatına dair kısa bilgiler veren İçten, kendisi ile uğraşanların çok olduğunu ve bu yolda sendelediği, düştüğü zamanların da olduğunu belirterek, ayağa kalmasını bildiğini ve mazlumun yanında durarak davasına hizmet etmeye devam ettiğini ifade etti.

Amacının makam ve mevki olmadığını belirten İçten, aday gösterilmediği dönemlerde de adaymışçasına davasına ve partisine hizmet etmenin gayreti içinde olduğunun altını çizdi. Asla bir kırgınlığının ve dargınlığının olmadığını aktaran İçten “1993 yılında İstanbul/Kadıköy Refah Partisi Gençlik Kolları’nda başlayan siyasi mücadelem, 2011 yılında Diyarbakır milletvekilliği, AK Parti Genel Merkez Siyasi ve Hukuki İşler Başkan Yardımcılığı sonrası, 7 Haziran 2015 seçimlerinde liste dışında kalmam ile resmi görevim sona ermiştir. Resmi görevim sona erdikten sonraki süreçte küskünlüğüm, dargınlığım, kırgınlığım asla olmamıştır. Aday gösterilmediğim 7 Haziran 2015 seçimlerinde adaymışçasına tüm gayretimle sahada verdiğim mücadelem bunun en büyük kanıtıdır. Milletvekilliğim sona erince herkes gibi ben de AK Parti’nin bir üyesi olarak, partimin şahsıma vermiş olduğu görevleri gece-gündüz, yağmur-çamur, kar-kış, zor-kolay demeden canla ve başla yerine getirmek için gayret ve çaba içerisinde oldum. 7 Haziran, 1 Kasım genel seçimleri, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ve 16 Nisan 2017 referandumunda 20 ülke 50 ilde seçim çalışmalarında bulundum. Sosyal medya hesaplarım üzerinden her gün bir milyon insanımıza ulaşıp milletimizi bilgilendirmeye çalışıyorum” dedi

Bu yola Çıkarken Malı Artan Değil Azalan Olduk Elhamdülillah

Talip olduğu hiçbir makama menfaat ve çıkar gözüyle yaklaşmadığının altını çizen İçten, milletin, mazlumların duasından, yetimlerin tebessümünden başka bir kazancının olmadığını “Veren el alan elden üstündür” diyen Peygamberimizin sözünü kendisine düstur edinerek, davası uğruna daima kendinden bir şeyler katıp veren el olan olduğunu, hiçbir zaman alan el olmadığını kaydetti. Davası uğruna malı çoğalan değil eksilen olmaktan dolayı gururlu ve mutlu olduğunu aktaran İçten, malı eksilse de çevresindeki mazlumlardan aldığı duaların, kazandığı gönüllerin çoğaldığını kaydetti.

Şahsına yönelik sayısız saldırılara rağmen inancından ve değerlerinden asla taviz vermediğini kaydeden İçten, derdi, bayrak, millet, vatan, devlet ve ümmet olan davasının bir neferi olarak canla ve başla çalıştığının altını çizdi. İçten, “25 yıllık siyasi hayatımda mahalle başkanlığından tutunda, gençlik kollarına, ilçe yönetiminden meclis üyeliği ve milletvekilliğine kadar pek çok makamda zorlu görevler üstlenmiş ve bu görevler esnasında ciddi bariyerlerden geçmiş biri olarak daima zalimin karşısında, mazlumun yanında yer almaya, kimsesizlerin sesi olmaya çalıştım. Zalimin karşısında durmanın bedeli olarak şahsıma sayısız saldırılar olmuştur. Bu saldırılardan darbeler almış, zaman zaman sendelemiş, zaman zaman da düşmüşümdür. Ancak bunlar olurken inancımdan, değerlerimden, milletim, vatanım, bayrağım, ümmetim için olan hak davamdan asla vazgeçmedim, pes etmedim. Düştüğüm yerden kalkıp, davam için mücadeleme devam ettim. O yıllardan bu yıllara kadar hep aynı siyasi çizgide kaldım. İnandığımız bir davamız oldu ve derdi bayrak, vatan, millet, devlet, ümmet olan bu davanın neferi olarak çalıştım, çalışmaya da devam edeceğim” diye konuştu.

Meclis Kayıtlarına İsrail’in Terörist Bir Devlet Olduğu Cümlesi İlk Defa Benim Konuşmamla Girdi

Ülkesini, milletini ve değerlerini ilgilendiren hiçbir olaya sesiz kalmadığının altını çizen İçten her platformda çekinmeden, korkmadan, diklenmeden dik durup düşüncelerimi sesli bir şekilde dile getirdiğini, Siyonist terörist isreal’in katliamlarına hiçbir zaman sessiz kalmadığını ve daima ümmetin meclisteki sesi olmaya çalıştığını söyledi. Tarihte ilk defa meclis kayıtlarına terörist İsreal diye bir cümleni kendisi tarafından yaptığı konuşma ile girdiğine dikkat Çeken İçten, “İlk defa Peygamber Efendimizin Veda Hutbesi ve Fatiha Süresi’nin baştan sona okunması meclis kayıtlarına şahsımın yaptığı konuşma neticesinde girdi. Toplumu ilgilendiren her konuyu mecliste söz alarak veya basın toplantısı yaparak gündeme getirdim. Mecliste Türkiye’nin her yerinden en çok ziyaretçisi olan vekil oldum. AK Parti genel merkezi tarafından kurulan AKBİS sisteminde bölgede en çok program ile en çok vatan

daşa ulaşan milletvekili oldum. Üst üste 8 defa yılın milletvekili ödüllerini aldım. Siyasi hayatım boyunca mazlumların sesi olmaya ve onlara yardımcı olmaya çalıştım. Diyarbekirim başta olmak üzere ülkemin her karış toprağına ayağımı basarak hizmet ettim. Sadece Diyarbekir’de yaşayan vatandaşlarımızın dertleri ile değil, dünyanın bir başka ucunda yaşayan vatandaşlarımızın dertleri ile dertlendim. Kar-kış, yağmur-çamur, soğuk-sıcak, dağ-bayır demeden, ırk, dil, renk, mezhep ayrımı yapmadan herkesin sevincine, üzüntüsüne ortak oldum, olmaya da devam ediyorum, edeceğim. 1993 yılından bugüne kadar onlarca sivil toplum kuruluşunun kurucusu, başkanı, yönetim kurulu üyesi oldum, olmaya devam ediyorum. Bu sivil toplum kuruluşları üzerinden ekonomik, sosyal kültürel, sağlık, eğitim, sanatsal ve insanı yardım konularında katkılar sağladık, sağlamaya devam ediyoruz.

Birçok Rengi Gökkuşağı Altında Toplamaya Çalıştım

Yaşam tarzı, düşünce biçimi veya siyasi düşüncesinden dolayı hiç kimseyi ötekileştirmediğine vurgu yapan İçten, kapımı çalan hiç kimseye dilini, rengini, inancını ya da oyunun rengini sormadığına dikkat çekti. Gökkuşağı misali; pek çok rengin kavga etmeden, birbirini kırmadan, ayrıştırmadan bir araya geldiklerinde nasıl bir muhteşemliğe büründüklerini gördüğünü ve farklı benlerden biz olmanın hazzına ulaşmaya çalıştığını dile getiren İçten, “Kimseyi bir ayrımın içinde tutmadım. Tam aksine ‘Yaratılanı yaratandan ötürü hoş bilip’ her düşünceye saygı gösterdim ve anlamaya çalıştım. Yarasına merhemim varsa sürdüm, yoksa birlikte merhem aradım onunla” şeklinde konuştu.

Bu Vatanın Birlikteliğini Bozmaya Çalışan Terör Örgütleri ile Her Platformda Mücadele Ettim

Farklı renklerin bir araya geldiğinde nasıl ki ortaya gök kuşağı gibi muhteşem bir güzellik ortaya koyduğunun farkında olduğunu ve bu ülkede yaşayan her kesimin işte bu renklere benzediğini belirten İçten, bu kesimlerin bir arada oluşturduğu Türkiye gibi bir muhteşemliği bozmaya çalışanlarla her platformda mücadele ettiğini aktardı.  İçten, “bu muhteşemliği, bu birlikteliği bozmaya çalışan, ülkemin ve milletimin huzur ve refahına, bayrağıma, vatanıma kast eden PKK, FETÖ, DHKP-C gibi terör örgütleri ile her platformda mücadele ettim. Bu terör örgütlerinin gençlerimizi kandırmasına hayatım boyunca izin vermedim ve bu uğurda daima mücadele verdim, veriyorum, vermeye de devam edeceğim. Gençlerimizi kandırmasınlar diye mücadele verirken, bu mücadele uğrunda birlikte yürüdüğümüz, mücadele verdiğimiz kocaman yüreğe sahip küçük bedenlerin onlarcasını kendi ellerimiz ile toprağa verdik. Tuzaklar kurdular, saldırdılar, zarar vermek istediler. Allah hep bizi korudu. Topraklarımızda gözü olan, kendileri değil de maşaları olan terör örgütlerini sahaya sürerek bu kadim coğrafyanın insanlarını gözü yaşlı bırakmaya çalışan sömürgeci zihniyetlerin daima karşısında dururken tek bir gayem var: “İnsanlık Onuru.”  Bu onuru yükseltmenin çabasıdır verdiğim bütün mücadele” ifadelerini kullandı.

FETÖ ile İlk Mücadele Eden, PKK’nın Kürtleri Katleden Bir Terör Örgütü Olduğunu Daima Dile Getirenlerden Oldum

Kimsenin FETÖ terör örgütüne laf söylemediği dönemlerde kendisinin ilk savaş açanlardan olduğuna dikkat çeken İçten, Gezi Parkı olaylarında ve PKK terör örgütü ile mücadelede daima ön saflarda savaştığına vurgu yaptı. İçten, “FETÖ terör örgütünün tüm pisliklerini 2012 yılından beri deşifre eden biri oldum. Gezi olaylarında konuşanların az olduğu zamanlarda meydanlarda konuşanlardan, direnenlerden oldum. 17-25 Aralık darbesinde her platformda FETÖ terör örgütü ile ilgili mücadele içerisinde oldum. 2014 yılında Dicle üniversitesinde 64 maddelik açıklamam ile, FETÖ terör örgütünün 15 Temmuz hain darbe girişimi sonrasında açığa çıkan tüm yüzünü ortaya döktüm. PKK terör örgütünün Kürtleri katleden bir sol, Marksist, Komünist yapıya sahip bir terör örgütü olduğunu, Kürtler tarafından yönetilmediğini delilleri ile tüm vatandaşlarımıza anlattım. 15 Temmuz hain darbe girişiminin ilk saatlerinden itibaren ciddi bir mücadele içerisinde oldum. Yaklaşık 20 il 44 programda, demokrasi nöbeti tutan vatandaşlarla bir araya gelerek FETÖ terör örgütünün hain yüzünü milletimize anlattım” dedi.

Konuşmalarımı Saptırarak Beni Saf Dışı Bırakmak İstediler

Terör örgütlerinin planlarını bozuyor, işleyen çarklarının dişlilerini kırıp çalıştıramaz hale getirdiği için yaptığı konuşmalarının satır arasından kelimeleri cımbızlayarak, bu kelimeler ile konuşmasını saptırıp algı yönetmek istediklerine dikkat çeken İçten, o konuşmalarda geçen kelimelerin önünü arkasını kamuoyundan gizleyerek İşlerine geleni yazıp işlerine gelmeyenleri silerek vatandaşların kendisi hakkımda yanlış kanaate varmalarını istediklerini ve sayısız defa saldırılara, tehditlere maruz kaldığının altını çizdi.

Tüm bu algılara rağmen milletin ve mazlumların kendisine duyduğu teveccühün azalmadığını aksine arttığını vurgulayan İçten, “Makamların bir önemi yok ADAM olmadıktan sonra. Gönüllerin vekili olduk. Diyarbakır’dan İstanbul’a Avrupa’dan Asya’ya birçok insanımızın gönlüne girdik, dualarında yer aldık. Benim için bu tüm makamların üstündedir ve her şeyden kıymetlidir.  Anladım ki; sana duyulan saygı bulunduğun makamda değil, gönüller fethetmededir. Gönüllerde olanın saygınlığı çok daha fazladır. Hangi ülkeye gidersek gidelim sevenlerimiz ile karşılaşmaktan onur ve şeref duydum, duygulandım ve bu sevgiye layık olmaya çalıştım. Herkes vekil olabilir ama herkes gönüllere giremez bunu gördüm” diye konuştu.

Aday Olmam İçin Milletin Yoğun Talebi Karşısında Milleti Kırmayarak Aday Oldum

7 Haziran genel seçimlerinden sonra resmi ve aktif siyasette olmaktan ise, ülkesine ve milletine sivil toplum kuruluşları üzerinden dışardan hizmet etme yolunu seçtiğini kaydeden İçten, aday olma noktasında vatandaştan kendisine çok sayıda talep gelince sosyal medyadan bir yazı yayınladığını ve o yazıda eğer milletvekili adayı olmamı isterlerse olacağını söylediğini ifade etti. Bu yazıya yoğun bir evet aday adayı ol cevabı geldiğini aktaran İçten konuşmasını şöyle sürdürdü: “Haklı yere alınan erken seçim kararı ile milletvekili adayı olmam noktasında vatandaşlarımızın yoğun baskısı altındayım. Aday olmam noktasında yoğun baskı altına girince ben de sosyal medya üzerinden şahsıma gönül verenlere resmi bir göreve talip olup olmamak ile ilgili bir istişarede bulunmak istedim. Bu anlamda düşüncelerimi ifade eden yazılar paylaştım. Birkaçı bulan bu paylaşımlar sosyal medya üzerinden 340.000 kişi tarafından okunmuş ve gerek doğrudan paylaşımın altına yorum yaparak, gerek ise mesaj bölümüne gelen yaklaşık 2450 mesaj içerisinde; %98’i mutlak aday adayı olmamı talep etmiştir. Farklı kültür ve inançlara sahip, farklı illerden ve ülkelerden gelen mesajlar paylaşımların altında mevcuttur. Dileyen tek tek bunlara bakabilir. Birçok farklı ülkelerden, Türkiye’nin her ilinden mesajlar ve özel duygusal mektuplar aldım. Milletin bu teveccühü beni duygulandırdı. Gelen bunca yoğun talep üzerine bir cevap vermem gerekiyordu. İnsanların bu talebine karşılık 24 Haziran genel seçimlerinde AK Parti Diyarbakır’dan aday adayı olmak için müracaatta bulundum. Tüm dostların gerek sosyal medyadan gerek anketlerden kamuoyu oluşmasında düşüncelerini açık söyleyerek desteklerini bekliyorum.Rüştünü ispatlamış bir milletvekili olarak; memleketime ve ülkeme, milletime ve ümmete resmi bir görev ile hizmet etmeye beni takip eden sevenlerim adına devam etmek istiyorum. Birçok ilden aday olmam istenmesine rağmen, şehrin benim üzerimde hakkı olduğunu düşünerek doğduğum, büyüdüğüm, peygamberler ve sahabeler şehri Diyarbekir’e hizmet etmenin bu hakkı bir nebze olsun ödemek olacağına kanaat getirdim ve Diyarbekir’den aday olmayı tercih ettim. Annem ve babamın benim üzerimde o kadar çok hakları var ki. Milletvekilliği kayıt ücretinin yarısını annem diğer yarsını da babam yatırarak beni onurlandırdılar. Buradan dünyanın her yerinden milletvekili aday adayı olmam için mesaj yazan, destekleyen, gönlünü bana açan, hiç görmedikleri halde el açıp dualar eden gönül dostlarıma tek tek teşekkür ediyorum. Listeye girsek de girmesek de önemli olan gönüllere girmektir. ALLAH hakkımızda hayırlı olanı nasip etsin. Milletimize ve vatanımıza en iyi hizmeti vereceklere nasip etsin. Bu vesile ile ülkemin her yerinden aday adayı olup milletvekili olarak hizmet etmek isteyen tüm dostlara hayırlı olsun. Hiç kimse benim rakibim değildir. Bu millete en iyi hizmet edecek olana Allah bu makamı nasip etsin, Allah utandırmasın”

Hakkında Basin iletişim

Bunlarıda okuyabilirsiniz

Kürt Olduğu İçin Bediüzzaman ile Görüşmeyenler, Adını Kullanıp Saltanat Elde Ettiler

Diyarbakır Milletvekili Cuma İçten, vefatının 58. Yıl dönümü nedeni ile büyük İslam Alimi Bediüzzaman Said-i …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir