AK PARTİ DİYARBAKIR MİLLETVEKİLİ CUMA İÇTEN:HAÇLI ZİHNİYETİNİN İSLAM DÜNYASINA VURDUĞU DARBE!

 \"\"

 

AK Parti Diyarbakır Milletvekili Cuma İçten son günlerin en önemli gelişmelerinden biri olan Mısır’daki Darbeyle ilgili çarpıcı açıklamalarda bulundu. Mısır ve Türkiye’nin hem medeni hem de tarihi düzlemde ne kadar önemli bir geçmişi paylaştıklarına vurgu yapan İçten, Batının iki yüzlülüğü ve darbe geleneği ile ilgili olarak sözlerine şöyle devam etti.

İKİ YüZLü BATI VE DARBECİLİK

” Türkiye, içinde bulunduğu coğrafyadaki en eski devlet geleneğine sahiptir. Geçmişi binlerce yıla dayanır. Mısır da aynı şekilde devlet geleneği ve tarihi çok eskilere dayanan bir devlettir. İstanbul neyse Kahire odur. İskenderiye neyse İzmir odur. Dimyat neyse Diyarbakır odur. Bizler tarih coğrafyasındaki uzakları yakın eden ve kadim bir geçmişi paylaşan iki ülke, iki büyük medeniyetiz.

Mısır, bizim en eski ve değerli dostlarımızdan biridir. Ancak şuan Mısır’da yaşanılan bu tablo tıpkı yakın geçmişimizdeki 60 ve 80 darbelerini hatırlatmaktadır. Unutmamak gerekir ki Hüsnü Mübarek de bir askerdi. Mısır Hava Kuvvetleri Komutanıydı. 30 yıl Mısır’ı demir yumrukla yönetti ve zulüm etti. Şimdi bakın, göreceksiniz ki aynı hata yine tekrarlanıyor. Ve dünyanın emperyalist, kapitalist ve Haçlı zihniyete sahip ülkeleri yani “Batı” bu duruma sessiz kalıyor. Hala bu elim olaya dilleri varıp da “DARBE” diyemiyorlar. Başka bir deyişle söz konusu “Müslüman ülkeler” olunca batı, sesini çıkarmıyor ama iş kendilerine gelince, işte o zaman “DEMOKRASİ” diyorlar. Bu, tutum batının iki yüzlülüğün göstergesidir.

Bir kere daha hatırlatmakta fayda var. “Sandıkla gelen, sandıkla gider.” Ama bu Haçlı zihniyeti demokrasiye ve halkın iradesine saygı duymuyor. 11 Eylül saldırıları gerçekleştiğinde 17 Eylül 2001 yılında dönemin ABD devlet başkanının ilk basın toplantısında ağzından dökülen ilk sözcüğün “Crusade”, yani “HAçLI SEFERİ” olduğunu bir kere daha hatırlatmakta fayda var. İşte batının çıkış noktası tam olarak budur. Bugün bu laf gerçekleşiyor. Yani BATI, kendi taraflı zihniyetini bu kavram yoluyla ifade ediyor ve hayata geçiriyor.”

Olayın basit bir halk hareketi olmadığının altını çizen Cuma İçten büyük resime bakıldığında altta yatan nedenlerin ve dinamiklerin ne kadar hayati olduğuna vurgu yaptı.

YENİ HAçLI ZİHNİYETİ

“Avrupa’nın kilisenin ve dini referanslarla yönetilen ülkelerin bu olay karşısında takındıkları tutum ve aldıkları tavır yani Mısır’daki bu “DARBE” kesinlikle “VATİKAN” kokuyor! Açık bir şekilde ifade ediyorum ki bu vahim olay aslında “HAçLI ZİHNİYETİNİN İSLAM DüNYASINA YAPTIĞI DARBEDİR!” Bu zihniyet, bunu hazırlayan insanlar aslında; Tıpkı güzel ülkem işgal edildiğinde işgalcileri şakşaklarla, ellerinde çiçeklerle karşılayan ve 6 Ekim 1923 tarihinde İstanbul’dan giderlerken de Türkiye’deki bugünkü Gezi terörünün arkasında duranların dedeleridir.

İçten’in açıklamalarında en dikkat çeken konu ise Mısır darbesi ve İsrail eksenindeki saptamaları oldu. Konuyla ilişkili olarak Arap baharının aslında küresel çapta oynanan bu oyunun basit bir parçası olmasına dair açıklamalarını şöyle sürdürdü;

İSRAİL’İN PARMAĞI

” Şöyle serinkanlı bir düşünelim. Arap Baharı’yla yenilenen rejimlerde iktidara gelen yönetimler, batının arzu ettiği ve planladığı gibi çıkmamış; İsrail karşıtı yöneticilerin eline geçmiştir. Mısır’da Mursi yönetimi, İsrail karşıtı bir anlayışa sahipti. Bu yönetimlerin devam etmesi demek bölgede İsrail hegamonyasının bitmesi demektir. Mısır’daki darbeden en çok faydalanan ülke bu sebeple İsrail’dir. 2009 Pew raporuna göre Mısır’ın % 94.6’sı Müslümanken, askeri darbeyle yönetime gelip Mısır’ı tüketen Hüsnü Mübarek’e halk ilk defa “DUR!” demiş ve “HALK İHTİLALİ” gerçekleşerek yönetime el koymuştur. Demokratik seçimler sonucu % 51.73 oy alarak iktidara gelen, başka bir deyişle; Mursi, Mısır’daki her iki kişiden birinin oyunu  almıştır.

üç yıldır eli kana bulanmış, yüzbinlerce insanı katleden Esed, yerinde otururken 1 yıldır elinden, yüreğinden ve dilinden sevgiyi eksik etmemiş Mursi’ye eli kana bulanmışlar darbe yaptı. Mısır halkı ve dünya Müsümanları buna sessiz kalmayacaktır.

Ayrıca Batıyı rahatsız eden diğer bir konu da Süveyş Kanalı meselesidir. Süveyş Kanalı’nın 1 yıllık bütçeyle Mısır ekonomisine katkısı 330 milyar dolardır! Bu paranın kontrolünün Müslüman dindarların elinde olması da böyle bir kirli oyunun sahnelenmesi için yeter artar bile… Kaldı ki Panama kanalından sonra dünyanın en önemli ikinci stratejik kanalının İsrail’in elinde olmaması da bu darbenin başka bir ayağını oluşturmaktadır.

Yine Mısır’da Mursi’nin yerine gelen cuntanın ilk iş olarak Refah sınır kapısını kapatması ve Gazze’nin dünyaya açılan tek penceresini karanlığa gömmesi de İsrail’in bu hain senaryoda nasıl önemli bir rol dağılımı yaptığının ve yönettiğinin en açık delillerinden biridir.”

Tüm bu gelişmeler ışığında bölge sonu olmayan bir karanlığa, kaosa sürüklenmektedir diyerek açıklamalarına devam eden Cuma İçten’in konuyla ilgili belki de en çarpıcı açıklamalarını Mezhep kavgası ve hedefin İslam olduğu bölüm oluşturdu. İçten;

MEZHEP KAVGASIYLA KARDEŞİ KARDEŞE KIRDIRMAK

“Halkın iradesine rağmen Hristiyan biri Cumhurbaşkanı oluyorsa bu, Türkiye’de, Ortadoğu’da ve tüm Müslüman ülkelerde oynanan kirli oyunun gerçek yüzünün ortaya çıkması demektir. Haçlı zihniyeti bu oyunu sahnelerken, İslam ülkelerinde halk iradesini yok sayıp tehlikeli senaryolara ortak olan Selefilerin, Vahabilerin ve Şiilerin Sünni yönetime karşı tavır alması düşündürücüdür. Bu durum, Ortadoğu’da açık bir “Şİİ KUŞAĞI” yaratmanın hamlelerinden biridir. İslam tarihinde eşi görülmemiş bir mezhep savaşı ortamı oluşturulmak istenilmektedir. İslam dünyası, bu tuzağa düşmemelidir. Mısır’daki darbe yönetimine taraf çıkması ve onay vermesi Suudi Arabistan’ın apaçık bir gafletidir. Oynanan oyun, İslam dünyasını hiç örneği görülmemiş bir şekilde mezhep savaşına sokmaktır. Bu gidiş sonuçları düşünülemeyecek kadar vahimdir.

Türkiye, bu darbeler silsilesinden yeni yeni kurtulmuşken darbecilere cesaret verebilecek yeni askeri müdahalelerin desteklenmesi bir anlamda demokratik Türkiye Cumhuriyeti’ne göz dağı vermektir. Halkımız ve tüm dünya Müslümanları bu oyunu apaçık görmelidirler.

Askeri darbeyi yapan zihniyetin Suudi Arabistan ve bazı Arap ülkeleri tarafından hemen tanınması da İslam dünyasına yapılabilecek en büyük hakaretlerden biridir. Askeri darbe yapanlar bir an önce Mısır’da seçime gitmeli ve sandıktan çıkan sonuçlara saygı göstermelidirler.

HEDEF İSLAM

Müslüman kardeşler, Mısır’da iktidara geldiğinden beri kimseyi ötekileştirmemiş, zulüm etmemiş ve demokrasiye ihanet içinde olmamışlardır. Elbette hatalar, kusurlar olabilir. Ama bunlar demokratik bir iklimde, halka saygı duyulan bir zeminde çözüme kavuşturulmalıdır. Müslüman kardeşler, iktidara geldiğinden beri Haçlı zihniyeti ve İsrail bu durumdan son derece rahatsızdırlar. özellikle bu zihniyete sahip olanlar, dünya tarihindeki en büyük kötülük ve zulüm hasleti olan “DİNLER SAVAŞINI” çıkartmak istiyorlar.

Türkiye, AK Parti iktidarlarıyla birlikte gerek Ortadoğu gerekse dünya coğrafyasında çıkarılmak istenen din ve mezhep kavgalarına karşı duruş sergilemekte ve özellikle de Arap ülkelerine rol-model ülke olmaktadır.

Biz, 10 yıllık iktidarımızda yeni bir medeniyet oluşturmak için çaba sarf ediyoruz. Bu medeniyette kimsenin kimseye üstün olmadığı; Din, dil, ırk, renk ve mezhep ayrımı yapmaksızın herkesin yaşadığı ülkeye aidiyet duygusuyla bağlı eşit ölçülerde yaşayacağı bir ülke ve medeniyet inşa ediyoruz.

Bu anlamda hangi ülke olursa olsun milletin iradesini bir kenara koyup askeri darbe yapanları ve bu yapılan askeri darbeye “DARBE” diyemeyenleri de şiddetle kınıyoruz.” diyerek konunun göründüğü kadar basit olmadığını ve bunun aslında buz dağının sadece görünen kısmı olduğunu vurgulayarak konuşmasını noktaladı.

 

 

 

Pin It

Comments are closed.