AK Parti özgürlüklerin teminatıdır

ORH_0125

Seçim faaliyetleri kapsamında İzmir’de yapmış olduğum çalışmalar sonunda şehrin siyasi atmosferiyle ilgili tespitlerimi twitter üzerinden paylaştım. Lakin seçim süreci olması sebebiyle bazı müflis tüccarlar, mal bulmuş mağribi edasıyla yazdıklarımın bir kısmını cımbızlayarak şahsıma ve değerlerime karşı kirli bir kampanya içinde oldular. Eleştiri kültüründen nasibini alamamış, hakaret ve küfür ile iletişim kurabilmeyi hayatının gayesi edinmiş bu güruhu elbette muhatap almıyorum. Ancak yazdığım tivitlerin bir kısmı itina ile cımbızlanıp, eleştiri ve tespitlerimin bütün İzmirlilere yönelikmiş gibi lanse edilmesi nedeniyle bu açıklamayı yapma ihtiyacı görüyorum.

Öncelikle İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin şehrin geliştirilmesi ve gözde bir merkez haline getirilmesi noktasında yetersiz kaldığı ve hizmet adına beklenileni veremediğine yönelik eleştiriler yaptım. Daha sonra attığım bir tivit ile paralel yapılanmanın mensuplarının kullandığı “İzmir bizim başkentimizdir” ifadesine istinaden haşhaşilerin başkenti sözleri çarpıtılarak, İzmirlilere yönelik bir çıkış gibi aktarıldı. Ancak paralel yapının mensubu bir İzmir bağımsız milletvekili adayı bana karşı açıklama yaparak,  yaptığım açıklamanın doğrudan muhatabı olduğunu gösterdi. Hatırlatmak gerekiyor ki paralel örgütün başındaki zatın, ilk çalışmalarını Kestanepazarı’nda yaptığı herkesin malumudur. Atmış olduğum tivit bu gerçeği hatırlatmak içindi. Aksi takdirde burada bir genelleme yapmam söz konusu olmadığı gibi İzmirlileri üzecek bir niyet içermediğini vurgulamak isterim. Zira benim nazarımda Diyarbakır neyse İzmir de öyledir. Diyarbakır’a vermiş olduğum değeri İzmir’e de verdiğimi herkesin bilmesini isterim.

Çarpıtılan bir başka konu ise boşanma oranlarıyla ilgili yapmış olduğum bir tespitti. Boşanma oranlarının en fazla olduğu bölge ve iller TÜİK verilerine bakılarak öğrenilebilir. Bir milletvekili olarak boşanmaların her yıl giderek arttığı ülkemizde aile birliğinin devamının sağlanması için herkesin sorumluluk sahibi olması gerektiğine inanıyorum. Zira Türkiye milletvekili olarak böylesi hayati bir soruna çözüm bulunması adına elbette söz söyleme hakkımın olduğunu düşünüyorum. Bu sorunun temeline inmek ve buna dikkat çekmek için atmış olduğum tiviti İzmir özelini indirgeyip, özel yaşama yönelik müdahaleci bir tutum sergilemişim gibi şahsıma ağır hakaret edilmesini kamuoyunun takdirine bırakıyorum.

Maniple edilen ve bilgi kirliliği için kullanılan bir diğer tivitim ise CHP İzmir gençliğine yönelik eleştirilerimdi. Vekil seçilmeden önce iş adamı kimliğimle İzmir’e yüzlerce kez gitmiş biri olarak şehrin sosyal ve siyasal haritasının nasıl olduğunu çok iyi bildiğimi not düşmek istiyorum. İzmir’de bulunduğum süre zarfından yoğun bir seçim çalışması içinde oldum ve yüzlerce İzmirliyle birebir görüşme imkânı buldum. Gerek onlarla yaptığım görüşmeler gerekse de bizzat şahit olduğum olaylara bir bütün olarak baktığımda CHP İzmir gençliği için özgürlük kavramının “bol bol eğlenmek” olduğunu ifade ettim. Altını bir daha çizmekte fayda görüyorum. Buradaki tespitim İzmirliler ya da İzmir’in bütün gençliğine yönelik değil, CHP İzmir gençliği içindi. Buna rağmen ifadelerimin cımbızlanarak bütün İzmirlilere yönelikmiş gibi bilgi kirliliği yapanları yine kamuoyunun takdirine bırakıyorum. İzmir Milletvekili adayı ve İzmir’in yetiştirmiş olduğu değerli fikir insanı gazeteci Hüseyin Kocabıyık da eleştirilerimin İzmirlilere yönelik olmadığına dair  yaptığı açıklamasında, ifadelerimin çarpıtıldığını vurguladı. Kocabıyık aynı zamanda bir İzmirli olarak tespitlerime katıldığını da duyurdu.

Akla hayale gelmeyecek şekilde bana hakaret eden ve kişilik haklarımı yok sayanlara bir kez daha söylüyorum ki İzmir salt CHP’li gençlerden mütevellit değildir. Attığım tivitlerin tamamı bir seferde okunduğunda görülecektir ki hiç kimseyi yediğinden, içtiğinden, nasıl giyindiğinden dolayı eleştirmediğim gibi kesinlikle bir ötekileştirme de söz konusu değildir. Buna rağmen hala İzmirlilere yönelik bir haksızlık yaptığımı düşünenler varsa lütfen yazdıklarımı bir bütün olarak okumalarını istiyorum. Samimiyetlerine sonuna kadar inandığım bazı dostların bana yönelik açıklamalarının CHP’nin oluşturmuş olduğu söylem üzerinden geliştirdiklerini gördüm. Serzenişte bulunmuyor ancak medyanın bana cevap hakkı vermeden sadece CHP’lilerin açıklamalarının merkeze almasın nedeniyle bir durum geliştiğini de not düşmek isterim.

AK Parti iktidarından önce kendisinden başkasına yaşam hakkı tanımayan, kendisinin değerleri dışında başkasının değerlerini aşağılayan jakoben bir anlayış vardı. Lakin iktidara gelir gelmez ötekileştirme ve asimile edici her türlü anlayışın karşısında olduk. Yaptığımız yasal çalışmalarla temel hak ve özgürlük alanlarını genişlettik. Herkesin inandığı gibi yaşayabildiği bir Türkiye inşa ettik. Hiç kimseyi hor görmeden, ötkileştirmeden ve özel yaşamına karışmadan bugünlere alnımızın akıyla geldik. İnsanların inandıkları gibi yaşamalarının alanını açmak bir lütuf değil olması gereken temel bir hak olduğunun da bilincindeyiz. Bir dönem inançları gereği giyinmek isteyen kardeşlerimize yönelik uygulanan zulmün şahidi olan biri olarak benim gibi düşünmeyenlere yönelik bırakın ötekileştirici bir girişimde bulunmak, bunu düşünmeyi bile kendime zul sayarım.

Attığı tivitlerle ile 51 vatandaşımızın hayatanın kaybetmesine neden olan Eşbaşkanın insan hayatının kaybetmesine neden olan teşebüssünü özgürülük olarak görenlerin bana karşı acımasız tututumu çifte stnadartın ötesindedir.

Hamuru, Diyarbakın’ın toprağı ve suyuyla yoğrulan biri olarak  söylüyorum ki Diyarbakır benim için neyse İzmir de İstanbul da Yozgat da Antalya da benim için odur. Zira Diyarbakır Milletvekili olarak İzmir’de de seçim çalışmalarını yürütüyor olmam bunun en iyi izahıdır.

Son olarak şunu vurgulamak isterim ki İzmir CHP’nin ya da başka bir ideolojinin kalesi değil, barış ve kardeşliğin merkezidir.

 

Pin It

Comments are closed.