AK Partili İçten, derin küresel güçlerin Suriye oyununu deşifre etti

Cuma1 (1)

AK Parti Diyarbakır Milletvekili Cuma İçten, İsrail’in de içinde bulunduğu derin küresel güçlerin Suriye’deki hedeflerini açıkladı. Derin güçlerin hedeflerinden birinin Irak’ı 3’e, Suriye’yi 5’e bölmek olduğunu söyleyen İçten, birilerinin sadece IŞID’e operasyon yaparak Esed’i de meşrulaştırmaya çalıştığına işaret etti. AK Partili İçten, Türkiye’nin Kuzey Irak ile yaptığı petrol anlaşmasından derin küresel güçlerin ciddi rahatsızlık duyduğunu belirterek, “Bütün bunlar özellikle İsrail küresel güçleri de yanına alarak Kuzey Irak petrolünün ve doğalgaz enerji hattının Türkiye’nin güneyinden değil, Suriye’nin kuzeyinden Akdeniz’e ulaştırmak için bir koridor açma çabalarıdır.” dedi.

İçten, Kobani’de yaşanan gelişmelerle ilgili olarak değerlendirmelerde bulundu. Suriye politikaları konusunda AK Parti’nin din, dil, ırk, mezhep ayrımı yapmadan bütün mazlumlara sahip çıkmaya çalıştığını kaydetti. Suriye’yi tanımlarken etnik kavga olarak tanımlamanın çok ciddi bir yanlış olduğunun altını çizen İçten, “Çünkü Suriye’deki olay etnik kavga değil, mezhep kavgası. Bu mezhep kavgalarından dolayı da 100 binlerce insanımız, mazlumlar katlediliyor. IŞID’in içerisinde ciddi anlamda Kürtler, Almanlar, İngilizler, Avrupalılar vardır. Kobani’de Kürtler vardı ama Kobani’yi son olaylarla birlikte Türkiye sivillerinden arındırdı. Kobani’de sadece PYD ve YPG güçleri kaldı. Birileri dünya kamuoyuna Kobani üzerinden çok ciddi bilgi kirliliği oluşturuyor. Sanki orada Kürtler katliama maruz kalıyor gibi. Sadece Kürtler değil, Türkmenler değil, Araplar değil insanlık onuru ayaklar altına alınıyor. Şimdi bu insanlık onuru ayaklar altına alınırken Türkiye’nin duruşu din, dil, ırk arımı yapmaksızın her mazlumun yanında yer almak.” diye konuştu.

“MARKSİST İDEOLOJİYE SAHİP PYD, MÜSLÜMAN KÜRTLERİ ÖTEKİLEŞTİRİYOR”

PYD ve YPG’nin ise tam aksine ‘benim Kürdüm’, ‘benim düşünceme sahip Kürt’ olarak insanlara sahip çıkmaya çalıştığını vurgulayan Cuma İçten, şöyle konuştu: “PYD ve YPG 3 yıl içerisinde Suriye’nin kuzeyinde 10 binlerce kürdü bizzat kendileri katletmiştir. Çünkü 3 yıl içerisinde Suriye’nin kuzeyinde 16 tane Kürt yapılanmasını tavsiye etmiş ve bunların başında olan insanları katletmiştir. PYD’nin ve YPG’nin derdi Kürt halklarının menfaatleri değildir.

PYD ve YPG Marksist bir ideolojiye sahiptir. Müslüman Kürt halkının beynini yıkayıp farklı bir ideolojiye sahip olması için ciddi bir mücadele içerisindedir. Kendisi gibi düşünen Kürtlere sahip çıkan, kendisi gibi düşünmeyen Kürtleri de ötekileştiren bir yapıya sahiptir. Yani Türkiye’de PKK ve HDP nasıl ki kendisi gibi düşünmeyenleri ötekileştiriyorsa, nasıl ki Müslüman Kürtleri ötekileştiriyorsa, kendisi gibi düşünmeyenlere yaşam hakkı tanımıyorsa; aynı şeyi Suriye’nin kuzeyinde PYD ve YPG yapmaya çalışmaktadır.”

“HDP, PYD’NİN ZULMÜNDEN KAÇAN 100 BİN KÜRT’TEN BİHABER”

Türkiye’nin 3 yıl içerisinde PYD’nin zulmünden kaçan 100 bine yakın kürdü misafir ettiğine işaret eden İçten, bunların Türkiye’nin din, renk, ırk ayrımı yapmadan herkesi kucakladığının kanıtı olduğunu ifade etti. HDP’nin özellikle bu 3 yıl içerisinde PYD’nin ve YPG’nin zulmünden kaçan 100 bin Kürt’ten bihaber olduğunun altını çizen İçten, bunun insanlarımız tarafından görüldüğünü kaydetti. Yine son 1 ay içerisinde de Ezidiler başta olmak üzere Suriye’nin kuzeyindeki bütün Kürtlere kucak açıldığını bildiren İçten, sadece insanları değil, yanlarında getirdikleri hayvanlarını ve araçlarını da kabul ettiklerini dile getirdi.

Suriye’deki duruma açıklık getiren İçten, “Esed bir bataklıktır, IŞID’de bu bataklıktan üreyen bir sinektir. Suriye’de bataklık oluştuğundan beri Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) bu anlamda ciddi bir mücadele veriyor. 120 bin ÖSO ordusu kimyasal silah kullanan Esed’e karşı ciddi bir mücadele içerisindeler. PYD ve YPG başından beri ÖSO’nun yanında yer alsaydı ne Kobani birileri tarafından işgale uğrayacaktı, ne Suriye’de Kürtler, Türkmenler insanlık katledilecekti. Ama PYD buna duyarsız kaldı. PYD’ye yardımcı olmak isteyen Barzani’yi de elinin tersine itmiştir. Çünkü başından beri bin, bin 500 peşmergenin geçmesiyle ilgili düşüncesi olmasına rağmen bu sayıyı 150’ye düşüren bizzat PYD’nin kendisi oldu. Peşmergenin geçişine müsaade eden AK Parti’dir. Bunu şova dönüştüren ise HDP’dir. bunun üzerinden şov yapanlar ÖSO’nin mücadelesini ve geçişini görmedi. Çünkü PYD Suriye’nin kuzeyindeki hegemonyasını bir başkasına kaptırmak istemiyor. Dolayısıyla peşmergelerin bile Suriye’nin kuzeyine gelmesini engelleyen tek unsur PYD’nin kendisidir.” ifadelerini kullandı.

“ÇEVRESİ IŞID TARAFINDAN ÇEVRİLİ KOBANİ’NİN TEK NEFES ALMA YERİ TÜRKİYE’DİR”

Türkiye’nin 3 yıl içerisinde gerek Kobani, gerek Rojawa gerek Suriye’nin kuzeyindeki bütün Kürtlere yaptığı yardımlara dikkat çeken İçten, sözlerini şöyle sürdürdü: “ABD’nin PYD’ye yaptığı silah yardımının çok daha fazlasını biz YPG’nin hastalarını, yaralılarını tedavi ederek ve insani yardımlarda bulunarak yaptık. Eğer bizim Kürtlere karşı, Kobani’ye karşı bir peşin yargımız olsaydı bugün 300 bine yakın Kürdü misafir etmezdik. Yine bir ay içerisinde de 200 bin Kürdü misafir etmezdik. Resmi rakamlara göre, Türkiye’den Kobani’ye son 1.5 yılda 27 milyon lira değerinde gıda, ilaç, giyim, barınak ve hijyen yardımı yapıldı. IŞİD’in Kobani’ye yaptığı saldırı öncesi 790 tır, savaş sonrası ise 110 tır olmak üzere 900 tır yardım Kızılay ve AFAD üzerinden götürüldü. IŞİD’in kapıya yaptığı saldırılara rağmen Türkiye’den halen günde 2 tır insani yardım götürülüyor. 1 yılda Kobani’den gelen 10 bin hasta tedavi gördü. Savaşın başladığı günden bu yana 3 bin 919 hasta tedavi oldu. Savaşta yaralanan 974 YPG’li Türkiye’ye getirilerek tedavi edildi.

Kobani bir yıldır ayakta varlığını sürdürebiliyorsa Türkiye’den gönderilen yardımlar sayesindedir. Çünkü üç tarafı IŞİD ile kuşatılmış olan kentin tek nefes alma yeri Türkiye’dir. Biz bu yolları hiç tıkamadık. Ey bunu görmeyen cahiller, rakamlar ortada; siz Kobani için ne yaptınız?”

“MUSUL PETROLÜNÜ ESED’E PEŞKEŞ ÇEKİYORLAR”

Esed ile IŞID arasındaki işbirliğinin görmezden gelindiğini aktaran İçten, derin küresel güçlerin hesaplarını gözler önüne serdi. Esed’in Musul petrolleri üzerinden kendisine ciddi kaynaklar sağladığını ifade eden İçten, “Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın da işaret ettiği gibi burada çok farklı, çok karmaşık hesaplar olabilir. Bakın, DAİŞ (Al Devlet-Al-Islamiya Fil Irak Wel Şam) petrolünü kim alıyor? Esed yönetimi. Yani, Musul petrolünü Esed’e peşkeş çekiyorlar. Mesela IŞID Musul’u tek kurşun sıkmadan ele geçirdi. Maliki silah depolarının anahtarlarını eliyle teslim etti. Normalde silah depoları kaybedilecekse depoların havaya uçurulması gündeme gelir. Ama burada Maliki’nin askerleri bunu yapmadılar. Yine baktığımızda Esed’in bombaladığı yerleşen IŞID oldu. Ey dünya, zalimler IŞID’in elindeki silahlar kimin? IŞID’in mühimmat fabrikasını kimler kurdu?

Özellikle şuraya dikkat çekmek istiyorum; Türkiye’nin Kuzey Irak ile yaptığı petrol anlaşmasından derin küresel güçler ciddi rahatsız oldu. Özellikle İsrail küresel güçleri de yanına alarak Kuzey Irak petrolünün Türkiye’nin güneyinden değil, Suriye’nin kuzeyinden Akdeniz’e ulaştırmak için bir koridor açma çabalarıdır bunlar. İsrail’le yapılan bu gizli anlaşmanın içerisinde YPG’de vardır. PKK’nın da bu koalisyonun içerisinde olduğunu düşünüyoruz. Çünkü öyle olmasaydı Türkiye Suriye’deki Kürtlerin yanında ciddi anlamda olurken Kobani’deki olayları Türkiye’ye taşımazdı. Birileri özellikle bilgi kirliliği oluşturup çözüm sürecini baltalamaya uğraşıyorlar. Gezi olaylarında ve 17 Aralık’ta başarılı olamayanlar IŞID üzerinden bilgi kirliliği oluşturuyor. Suriye olaylarının tek hedefi, Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, Başbakan Ahmet Davutoğlu ve AK Parti hükümetinin gitmesine yöneliktir. İsrail’in de içinde bulunduğu küresel güçlerin hedeflerinden biri de Irak’ı 3’e, Suriye’yi 5’e bölmek vardır. Birileri de sadece IŞID’e operasyon yaparak Esed’i meşrulaştırmak istiyor.” sözlerini dile getirdi.

“TÜRKİYE’DE 2 MİLYON SURİYELİ AVRUPA’DA 100 BİN SURİYELİ”

Türkiye’nin derin güçler tarafından savaşa çekilmek istendiğini yineleyen İçten, Türkiye’nin bu savaşın içinde olmak istemediğini bildirdi. Fakat Türkiye’nin bütün mazlum insanlara kucak açtığını vurgulayan İçten, Türkiye ile bütün Avrupa’yı kıyasladı. Türkiye’nin 2 milyon insana kucak açtığını bildiren İçten, Avrupa Birliği (AB) ülkelerinde bulunan Suriyeli mültecilerin toplam sayısının 100 bin bile olmadığına dikkat çekti.

Pin It

Comments are closed.