AK PARTİLİ İÇTEN’DEN 17 ARALIK MANİFESTOSU

 

 

AK PARTİLİ İçTEN’DEN 17 ARALIK MANİFESTOSU


17 Aralık’ta dış destekli, ülkemizdeki vesayetçi kurumları ve makamları kullanarak Ak Parti iktidarına ve sayın başbakanımıza yönelik bir operasyon yapılmıştır. Yapılan bu operasyon, bir darbe girişimidir. Vesayetçi kurumların iktidara karşı bir "DARBE" teşebbüsüdür.

Ak Parti olarak 11 yıldır askeri vesayetlere ve kurumların vesayetlerine karşı biz özgürlük mücadelesi başlattık, geçmişimiz ile yüzleştik ve kendini siyasi iktidarların üzerinde ve seçilmişlerden üstün görenleri hukuka aykırı faaliyetler içerisinde olanları yargı karşısına çıkardık ve adalet bir çoğunu yargılayarak onlarla ilgili hükümler verdi.

Şimdi de adaletin içerisine çöreklenmiş başka bir vesayet ile mücadeleye başladık. İki savcının gerek iktidarda bulunan bakanlara yönelik gerek Halkbank’a yönelik gerek ise Fatih belediyesine yönelik adımları skandallar ile doludur.

öncelikle bir yıldan fazla süren bir soruşturma dosyası iki ay dondurulmuş ve ne hikmet ise seçime doğru tekrar raftan indirilmiştir.

-Yapılan bu soruşturmada şube savcı ve emniyet şube müdürünün ve hükümete karşı yayın yapan medya gruplarının ve köşe yazarlarının bilgisi olmasına rağmen, bunların üstleri olan il emniyet müdür mülkü amir valinin ve ilgili bakanlığın bilgisi yoktur.


-Takip yapılan ve dinleme yapılan ekibin kim olduğu, hangi araç ve gereçlerden faydalandığı konusu açık değildir.


-İlk gün ve ilk saatlerde kimse durumu bilmezken dışarda bazı yayın organlarının ve sözde yazarların soruşturmaya ilişkin ses, görüntü, resim ve belgeleri ile kamuoyuna bilgi vermeleri gizli olan bir soruşturmayı gölgede bırakmıştır.


-Savcılar mahkeme binalarının önünde basın bildirisi dağıtmış ve HSYK üye sayısı 22 olmasına rağmen tarihte ilk defa bu kurum kendini politize ederek 12 kişi ile basın bildirisi yayınlamış ve taraflı davranmıştır.


-Bazı bankalar, finans ve para şirketleri sanki operasyondan haberdarmış gibi borsada ve dövizde alım satımlar yapmış ve tarihin en büyük vurgunlarında bulunmuşlardır.

-Henüz daha ilk günden operasyonda ismi geçen vekillere karşıda fezlekeler önceden hazır tutulmuştur.

-Dışarıya bağımlı olan derin yapılar daha sonrasında ikinci üçüncü adımda bu ülkeyi yöneten siyasetçilere ve ülkede büyük ekonomik yatırımlarda bulunan iş adamlarına yönelik operasyon hazırlığı olduğu anlaşılmıştır.


-Gözaltına alınmak ve tutuklanmak istenen iş adamlarının, 3. köprü, Kanal İstanbul, 3. havaalanı ve HES’leri yapmak isteyen, ülkesini ve milletini seven iş adamları olmaları tesadüf mü?

-Bahsi geçen savcıların çözülemeyen “Sabancı suikasti”ne, bir türlü sonuçlanmayan “Hrant Dink davası”na, Mit müsteşarı Hakan Fidan’ın ifadeye çağrılması, bu ülkenin başbakanın evine gitmek istenmesi düşündürücüdür. Bu noktada dikkate alınması gereken hususlar;

-İki savcının ve HSYK’nın bazı savcıların derdi ne?


-Gerçekte yolsuzluk ve yolsuzluğu ortaya çıkartmak mı? Eğer öyleyse şu soruların cevap bulması gerekmez mi?


Belediyelere yapılan operasyonun Ak belediyeler başarılara doğru koşarken, anketler önümüzde mart ayındaki seçimlerle ilgili hazırlıklarını yapıp rakamları ortaya koyarken,imar iddaları anıtlar kurulunu, imar müdürlüğünü mü ilgilendirir yoksa savcıları mı? Neden aynı anda 3 ayrı soruşturma bağlantılar, belgeler ortada yokken bu kıyım nedir, kimlere yöneliktir?

Halkbank’a karşı yapılan operasyonda, Halkbank 17 Aralık’tan önceki değeri ile bu süreçte kaybettiği değer ne kadardır?

Operasyon öncesi aylarda Hslkbank’ın 87 milyar Euro kaynağın kendi üzerinden yapılması ile ilgili bir anlaşması var mıdır?

Halkbank üzerinden IRAK petrollerinin finans işlemleri yapılacak mıydı?

Halkbank kaynak bulduğundan ve para maliyetini ucuza getirdiğinden yıllık faiz oranları diğer tüm özel bankaların fazlası ile altında mıydı?

ABD ve İsrail bağlantılı düşünce kuruluşlarının ekonomik birlikleri bu durumdan aylar öncesinden rahatsız ve bu durumu dile getiriyorlar mıydı?

AK PARTİ HüKüMETİNE KARŞI YAPILAN BU DARBEDE


ülkede faiz rakamları tek haneye inmişken tekrar çift hanelere çıktı mı?

Yani faiz %5’ten % 11’lere neden çıktı?

Abd doları ve Euro, son 11 yılın en yüksek oranda artışlarına sahne oldu mu? Yani Mayıs ayında 1.76 tl olan dolar şimdi 2.170 oldu mu?

Savcıların bu adımından önce kimler dövize yatırım yapmışlardır?

Gezi olaylarını yapanlar ülkeye yapılacak büyük yatırımların yapılmamasını istediler. Ne hikmet ise savcılar da bu işleri yapmak isteyen iş adamlarını tutuklamak istediler mi?

Gerek Türkiye borsasında gerek ise uluslararası borsalarda işlem gören Türk firmalarının değer kayıpları ne kadardır? Yani Türk şirketleri ne kadar zarar ettiler?

Yani bundan haberi olan yabancı firmalar ellerinden Türk şirketlerinin hisselerini çıkardılar mı? Dolar ve kur farklarından dolayı uluslararası iş anlaşması yapan binlerce firma şu an iflasın eşiğinde mi?

Yine kur farklarından dolayı enflasyon rakamları yükseldiğinde kimlerin cebinden para çıkacaktır?

Kur farklarından dolayı dışarıya bağımlı olduğumuz ürünler ve enerji alanlarında sübvansiye edilecek mi yoksa yine milletin cebinden bu paralar çıkacak mı?

Mart ayında yerel seçimler sonrasında Cumhurbaşkanlığı seçimleri var. O halde zamanlama neden şimdi?

İki savcının yaptığı sözde operasyonun 17 Aralık’tan bu yana şimdiki maliyeti ülkemize 120 milyar dolardır ve bu rakam her geçen gün daha çok büyüyecektir.

Şimdi milletime soruyorum;

Bundan daha büyük bir hırsızlık olur mu?

Bu vatana ve millete ihanet değil midir?

Bu işten zarar eden ülkem ve insanlarım olmadı mı?

Şimdi fakir fukara ve daha fazla etkilenmedi mi?

Şimdi milli gelir düşmedi mi?

Kim zengin oldu kim fakir oldu?

Kim kazandı, kim kaybetti?

Evet, kaybeden Türkiye oldu. Kazanan İsrail ve Yahudi sermayesi oldu.

Şimdi kim kime hizmet etti ?

Bu hesapların sorulması gerekir.


Birileri bizden rahatsız bunu biliyoruz ve bizden rahatsız olan dış mihrakları anlayabiliyoruz.

Ama bizden bu ülkenin ekmeğini yiyen bu devletten maaş alan Türkiye’nin varlığından beslenenlerin kendi vatanına ihanet etmelerini ve 11 yıldır ülkede her alanda devrimler yapmamızdan rahatsız olanları anlamak çok zor.

Bizler millet iradesi ile geldik ve sadece millet iradesi ile bu makamları bırakırız.


Hiçkimse sırtını derin güçlere dayayarak, ülkesine ihanet ederek bizleri bu makamlardan aşağıya indiremez.

Millet hangi siyasi anlayışta olursa olsun oynanan bu oyunun elhamdulillah farkında ve buna asla müsaade etmeyecektir.

Evet, birileri ülkesine ihanet ederek devlet içinde bazı kurumlarda görev alarak bizleri birbirimize düşürmek isteyebilir.

Evet, birileri hukukun arkasına saklanarak Diyarbakır’da taş atan çocukları  tutuklayarak ayrı, Gezi’de taş atan çocukları salıvererek ayrı hukuk uygulamış olabilir.

Evet, birileri farklı dinlere, mezheplere, farklı dillere ayrı ayrı  hukuk oluşturarak bu ülkede herkesi devlete düşmen etmek isteyebilir.

Evet, birileri güvenlik güçlerinin arkasına sığınarak bürokrasideki derin yapısına güvenerek bu ülkede barışı huzuru çözüm sürecini bozmak isteyebilir.

Evet,birileri Ergenekon’a ayrı 28 şubat askeri darbesini yapanlara ayrı hukuk uygulayabilir.

Evet,birileri KCK’dan tutuklu milletvekillerine ayrı Ergenekon’dan tutuklu milletvekillerine ayrı bir hukuk uygulayabilir.

Ama artık Türkiye, eski Türkiye artık  insanlarımız eski insanlar değildir.

11 yıldır nasıl ki demokrasiye ve millet iradesine yönelik yapılan oyunları bozduk, bu oyunu da milletimizle birlikte Allah’ın izni ile bozacağız.

Bizim hiçbir cemaat,vakıf, dernek ve cemiyetler ile kavgamız olmadı ve olmayacaktır.

Biz bu ülkede dindar, inançlı, muhafazakar ve demokrat nesiller yetiştireceğiz diye yola çıktık. Bizim için tüm vatandaşlarımız hangi dinden hangi ırktan ve dilden renkten olursa olsun aynı eşitliktedir ve aynı haklara sahiptir dedik.


Biz bir başkaları gibi bizden olanlar ve olmayanlar ayrımına gitmedik.

Biz bu ayrıma gitseydik SODES projeleri ile okuma salonlarını açtırmazdık.

Biz bu ayrıma gitseydik, okullara ve üniversitelere bedava araziler tahsis etmezdik.

Biz bu ayrıma gitseydik Genel müdür, il müdür daire başkanı müdürler, memur alımlarında atamalarda renge dile mezhebe ve cemaate bakardık. Bakmadık.

Bazı cemaatlerin hizmetlerini gören,cemaat içinde farklı düşüncelere sahip bazı abileredir bu lafımız.

Bizlere hakaret edildi, küfürler edildi. Alçakça saldırılara maruz kaldık. Keşke bu saldırıları yapanlar cemaat mensubu olmasaydılar, keşke İsrail ve ABD basını ile aynı yorum ve başlıkları atmasaydılar.

Keşke birileri çıkıp bunu yapanları eleştirip isim verip kınayabilselerdi.
Ama yapamadılar…

Birileri Terörist işgalci İsrail’e:"Sen terörist devletsin, Müslümanları yıllardır katlediyorsun!" diyemedi, beddua edemedi. Diyemezler de edemezler de ettirtmezler de.

Buna rağmen biz, Hz. Muhammed’e  (s.a.v.) İslamı yaymak için içinTaif’e gittiğinde kendi halkı onu taşlayıp kanlar içersinde bıraktığı zaman Cebrail’in yanında ettiği duayı ediyoruz.
"Rabbim halkıma hidayet et.Rabbim yanlış tarafta olanlara HİDAYET ver diyoruz."

Hiçbir zaman bir cemaatin mensubu olmadım. Müslümanım ve bu benim için yeterli diyorum. Lakin tüm cemaatlere eşit mesafede durup hepsine yıllarca hizmet ettim. Allah cemaatler içerisinde bulunan samimi insanlardan razı olsun.

Siyasete 1993 yılında Refah Parti’si Kadıköy gençlik kollarında başladım ve sonrasında Ak Parti İstanbul teşkilatlarının kuruculuğunu yaptım.Tam aksine hangi cemaat olursa olsun hangi dernek stk olursa olsun ülkesine gerek vatanımda gerek ise dünyanın farklı coğrafyasında islam değerlere ülkesine hizmet eden samimi tüm insanların hizmetkarıyım. Hepsine teşekür ediyorum saygılarımı sunuyorum.

Birilerinin politika, siyaset yapma arzusu varsa elbette partisini kurar ve bunun üzerinden sandıkla gelir hizmetini yapar. İşi İslama ve değerlere hizmet etmek olanlar; Siyasetin üstünde durmalı ve her siyasi bakışa eşit mesafede olmalıdır. Her siyasi olaya sözü olanların siyasete girmeleri gerekir.

Bizlere SURİYE için sus dediler.

Bizlere MISIR için sus dediler.

Bizlere FİLİSTİN için sus dediler.

Bizlere ARAKAN için sus dediler.

Başörtüsüne karışma dediler.

Mavi Marmara da otoriteye saygı göster dediler.

İmam hatipler ve okullardaki Kuran öğreniminden rahatsız oldular.

Dershaneler paralı kurumlardır. Eğitim öğretim değil ezberciliği öğretmektedirler. Tüm halkımıza bedava eğitim vermeliyiz dedik rahatsız oldular.

Biz susmadık.

"DüN DEDELERİMİZ SUSMADI BUGüN DE BİZ SUSMAYACAĞIZ."


Konuşmamızdan rahatsız oldular.

"Siz de çok oldunuz dediler.

Pin It

Comments are closed.