İÇTEN, 99.YILDÖNÜMÜNDE ÇANAKKALE ŞEHİTLERİNİ ANDI

Cuma İcten Kuran

AK PARTİ DİYARBAKIR MİLLETVEKİLİ CUMA İÇTEN, 99.YILDÖNÜMÜNDE ÇANAKKALE ŞEHİTLERİNİ ANDI

AK Parti Diyarbakır Milletvekili Cuma İçten, 99.yıldönümünde Çanakkale Şehitlerini andı. Açıklamasında şu ifadelere yer veren Cuma İçten,

“Bir sızıdır ülkemin her yanı. Karadeniz’de horonlar çalarken yüreğim sızlar. Diyarbekir dersin kalbimin yarısı yanar. Ege dersin efeler ayağa kalkar. Gelibolu’dan Çanakkale’ye gözlerimden yaşlar akar. Öyle bir sevdadır ki vatan, aklıma neresi gelirse gelsin memleketimin haritası ağlar.

Zaman, fırtınalara tutulduğumuz zamanlar… Rüzgarların yelelerimizi dağıttığı, işgalcilerin avını bekleyen akbabalar misali üzerimize dört koldan çullandığı zaman. Yokluk vaktinde Türküyle, Kürdüyle, Çerkeziyle, Lazıyla tüm vatan evlatlarının inançlarını, şehadet şerbetine kattığı zamanlar. Halid Bin Velid misali, tıpkı Selahaddin-i Eyyubi gibi çocuklarımızın şehadet müjdesini bekledikleri bir an. Ve içimizdeki hainlerin “Muzaffer Haçlıları karşılayıp, bu cennet ülkeyi paylaşmaya hazırlandıkları bir zaman…

Yemen, Kafkasya, Galiçya darken şimdi de Çanakkale… Her evden bir yiğit… Yaşına başına, ırkına mezhebine bakılmaksızın çocuklarımızın ölüme, şehadete koşan ana kuzularının aslanlaştığı destanın adıdır Çanakkale… Analar ağlar. Körpe yavrular koklanır, saçlarından bir tutam kesilir, hatıra için sarılır, mendiller ağlar. Nice genç kızın muradı Çanakkale’nin yollarına dizilir, kaç nişanlının elleri veda eder, kaçının kınası ağlar.

Ve yurdun dört bir yanından şehit namzetleri dökülür Çanakkale’ye. Düşmanın alnına değecek yalın bir pala, göğsüne inecek birer süngü gibi dizilirler siperlere. Artık geride ev bark, çoluk çocuk; ne ana, ne de yâr… Hepsinin hayali, dökerek oluk oluk kanlarını, ya şehit olmak ya da gazi; ama ille de kardeş kardeşe, yan yana savaşıp karış karış toprağına yazarak tarihin “Çanakkale geçilmez, Çanakkale geçilmez!”

Ve bir bahar sabahı savaş başlar. Göz göz olmuş bulutlardan kan yağar, ölüm yağar. Mecidiye tabyası darmadağın edilir. Sayısız yiğit şehit olur. Koca Seyit ağlar. Sonra “La havle ve la kuvvete” deyip mermiyi sırtlar, okkalar ağlar.

Diyarbekir’li Yahya Çavuş gürler: “Vatanımın toprakları namusum kadar kutsaldır. Düşman bu topraklara ayak basmamalıdır.” der ve 63 neferle akşama kadar üç bin düşman öldürülür, kefere şaşıp kalır, analar ağlar… Zal oğlu Rüstem ağlar.
Mehtap deresinden, bir orduya bedel bir Teğmen Mehmet Selim geçer. Sabah namazıyla beraber takımını bir süngü savaşına kaldırır. Talihsiz bir kurşun benzin bidonlarına isabet eder, aynı anda Selim Teğmen tutuşur. Fakat kararmaz cesedi ışıl ışıldır, güneş ağlar. Daha kimler, daha kimler… Birer birer değil, yiğitler bölük bölük, alay alay şehit düşer.

Sisli bir nisan sabahı 57. Alay komutanı araziye yayılmış beyazlıklar görür ve takım komutanına bu beyazların ne olduğunu sorar. Takım komutanı, sabahleyin düşmana hücum emrini almış 57. Alay’ın, Rablerinin huzuruna temiz çıkmak için çamaşırlarını yıkadıklarını söyler; bu beyazlıklar, onların ak niyetleridir, der. Ertesi gün bütün alay, Hakk’a pervaz eder, kuşlar ağlar.

3. Tabur’da bir kınalı er, tabur komutanı Sabri Beyin dikkatini çeker. Kınanın sebebini sorar, Yozgatlı Mahmut mahcup olur, boynunu büker. Hemen annesine yazar; “Kardeşlerimin başına kına yakma mahcup oldum, zabit efendi sorduğunda.” der, cevabını bekler. Ana cevap verir: “Ey oğlum, gözümün nuru Murat’ım! Zabit efendiye selam söyle, biz kurbanlık koçları kınalar öyle kurban ederiz. Sen dört kardeşin arasında kurbansın. Sen, İsmail’sin. Sen, orada şehit olacaksın inşaallah. Kurbanlık koçlar nasıl kınalanırsa, ben de onun için senin saçını kınalayıp gönderdim.” Kınalı Mahmut, mektubu almadan kurban olur, süngüler ağlar, bıçaklar ağlar.

Bir savaştır ki, Çanakkale içindeki her şey ağlar. Ağla Çanakkale, ağla! sevinç gözyaşlarıyla ve kanatlan! Müjdeler götür toprağından Hakk’a uçanlara. Kanınız boşa akmadı de! Dilin sussun, hatıraların konuşsun Çanakkale! Bir nesil filizleniyor, kanınızı akıttığınız yerlerde de.

İşte 99 yıl once böyle bir cehennemin, böyle bir destanın yerdir Çanakkale. Mehmet Akit Ersoy yazar, gözyaşlarımız sel olur akar. Fazıl Hüsnü Dağlarca Çanakkale Savaşı için “Yeni Türkiye’nin öncüsüdür.” demiştir. Şimdi de bir savaştayız. Sayın Başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın dediği gibi “Yeni bir Türkiye” için amansız bir mücadele içindeyiz. Şimdi Çanakkale ruhunu diriltmek zamanıdır. Ne o zaman savaşın kirli ve onursuz yüzünün bizi yaralamasına, bizi bölmesine ve ayrıştırmasına izin verdik. Ne de şimdi ve bundan sonra bu tür saldırılara izin vereceğiz. Bundan kimsenin şüphesi olmasın.

Çanakkale destanının yazılmasında tüm Osmanlı tebaası gibi kürtler de binlerce evladını feda etti. Küffara karşı yapılan bu şanlı direnişten yeteri kadar ders alınamadığından, Cumhuriyet’in bir ayağı eksik kalmıştır. Bu eksiklikten dolayı huzur ve barış topraklarımızda tam anlamıyla egemen olamamıştır. Bu yüzden 99 yıl önce şehit edilen yüzbinlerce şehidin ruhlarını şad etmek ve ülkemize barış, huzur ve adaleti yeniden hakim kılmak için daha çok çalışmalıyız. Bu vesileyle bir kere daha Çanakkale’de şehit olan insanlarımızı bir kere daha sevgi, rahmet ve dua ile anıyorum.” dedi.

Pin It

Comments are closed.