CUMA İÇTEN’DEN CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİMİYLE İLGİLİ AÇIKLAMA

Değerli vatandaşlarım,

Bildiğiniz gibi Türkiye, önümüzdeki Ağustos ayında ülkenin 12. Cumhurbaşkanını seçecek. Seçimin en büyük özelliği Cumhurbaşkanı’nın ilk kez millet tarafından seçilecek olmasıdır. Bizim açımızdan bir başka övünç noktası ise halkın doğrudan cumhurbaşkanını seçmesini sağlayan yasal düzenlemenin Ak parti hükümeti tarafından gerçekleştirilmesidir.

Muhalefet partileri CHP ve MHP, hatırlayacağınız üzere kısa bir görüşmeler trafiği sonucu, “ÇATI ADAYI” sıfatını ortaya atarak sn, Ekmeleddin İhsanoğlu’nu aday olarak ilan etmişlerdir.

İktidar partimiz, yaklaşık 3 aya yakın bir zamandır cumhurbaşkanı aday tespiti için, şimdiye kadar örneğine rastlanmamış bir istişare içine girmiş ve sonunda da adayı 1 Temmuz Salı günü açıklayacağını ilan etmiştir.

Ak parti, halk üzerinde seçimin önemini azaltacak kamuoyu çalışmalarının aksine, büyük bir titizlik ve araştırma ile konuyu gündemin en önemli konularının arasında tutmaktadır. Çünkü, CHP-MHP ve diğer muhalefet partilerinin ve toplum mühendisliğine soyunan bazı çevrelerin dayattıkları gibi, cumhurbaşkanlığı yalnızca ÜLKEYİ TEMSİL MAKAMI değildir. Aksine, mevcut anayasadaki yetkilerinin kullanılması halinde bile lokomotif bir icra makamıdır. Ak partinin, aday seçimindeki hassasiyeti de buradan kaynaklanmaktadır.

Milletin gönlündeki cumhurbaşkanı adayı herkesin bildiği üzere başbakanımız sayın Recep Tayyip ERDOĞAN dır. Şahsen benim ve diğer Ak parti milletvekili arkadaşlarımın adayı da sayın başbakanımızdır. Bu ifade, meşhur deyimle “malumun ilanıdır”.

O halde “Böyle bir yazıya ne gerek var?” diyebilirsiniz. İşte anlatmak istediğim de, 12. Cumhurbaşkanımız, neden Recep Tayyip ERDOĞAN olmalıdır? Sorusunun nedenleri ve bu nedenlerde karşılık bulan sayın başbakan’ımızın bir Cumhurbaşkanında olması gereken özelliklerinin karşılaştırmalı dökümüdür.

Milletimizin Cumhurbaşkanında görmek istediği vasıflara şöyle bir göz atalım;

– İlk vasıf sayın başbakanımızın Paralel Yapıyla olan mücadelesidir:

Paralel Yapı neredeyse 1870’li yıllardan sonra ülkeye çökmüştür. Ve bunun neticesinde vesayetçi kurumlar oluşmuştur. Paralel yapı ve Haşhaşilerin son 30 yıl içinde de kurumlarda köklenip, 17 ve 25 Aralık darbeleriyle kendilerini açık ettiğini artık hepimiz biliyoruz. Bu kadar kökleşmiş ve gücünü derin küresel yapıdan alan bu oluşumla ise sadece sayın başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan cesaretini ve yüreğini ortaya koyarak mücadele etmiştir. Gerçek bir lidere yakışan tüm inisiyatif ve vasıflarını sonuna kadar kullanarak bu mücadeleyi başlatmıştır ve devam da etmektedir.

– Cumhurbaşkanı, temsil kabiliyetine sahip olmalıdır;

Sayın başbakanımız, Türkiye’yi 12 yıldır dünyanın her yerinde ve her zemininde başarı ile temsil etmiştir. Öyle ki, bazı ülkeler, kendisini ağırlamak için özel önlemler almak zorunda dahi kalmışlardır.

– Cumhurbaşkanı, ülke çıkarlarına ve bölge sorunlarına hassas olmalıdır;

Başbakan Erdoğan, sadece one minute (vanminut) demesiyle, hem milletimizin ve hem de mazlum milletlerin sesi ve vicdanı olmuş, yalnız ülkemizde değil, başta Ortadoğu olmak üzere tüm dünyada ABD başkanlarının dahi yapamadığını yapmış ve dünya barışı üzerindeki katkısını ifade etmiştir.

– Uluslararası camiada (arenada) saygın bilinmelidir;

Birleşmiş milletler genel kurulunda 190’ı aşan ülke, lider ve temsilcilerine, kurulduğundan bu güne, ilk kez “BM”nin resmen “FONKSİYONEL İFLASINI” ilan etmiş ve yeni bir “MİLLETLERARASI BARIŞ ÖRGÜTÜ KURULMASINI” önermiştir. Bu konuyu dillendirmeye dahi, bu güne kadar hiçbir dünya lideri cesaret edememiştir.

– Toplumu kucaklayıcı olmalıdır;

Başbakanlığının ilk gününden bu güne, Sn. Başbakan kadar halkın içinde, sofrasında ve cenazesinde, iyi-kötü günündeyanında olan bir başka siyasetçi olmamıştır. Girdiği her seçimi kazanmıştır. Başta kendisine ve Ak partiye oy veren seçmen profilinin içinde, toplumun her kesimi vardır. İşçi-köylü-esnaf-memur-aydın v.b. bütün toplum temsilcileri ile sürekli irtibat halinde olmuştur. Ve olmaya da devam etmektedir.

Cesur ve değişime açık olmalıdır;

Ak parti iktidarının ilk gününden başlayarak ve giderek artan bir gayretle Türk demokrasisi üzerinde DEMOKLES KILICI gibi duran ve Türkiye Cumhuriyetinin kesintili bir siyaset arenası olmasına sebep olan başta ASKERİ VESAYET olmak üzere millet iradesini hiçe sayan BÜROKRATİK vesayeti kaldırmak için olağanüstü bir cesaret ve dirençle mücadele etmiştir. Bu mücadele halen devam etmektedir.

Her zeminde cesaretini ortaya koymuş, cumhuriyet tarihimizde hiçbir siyasetçinin adını bile söylemeye cesaret edemediği ÇÖZÜM SÜRECİNİ, her kesimden engellemelere rağmen hayata geçirmiştir. Sayısız suikasttan, tehditten ve paralel yapının şantajlarından başarıyla sıyrılmıştır.

Ailesine yapılan saldırıları dahi, icraatlarına engel saymamıştır.’ Durmak yok, yola devam’ düsturundan ödün vermemiştir.

– Cumhurbaşkanı Özgürlük Mücadelesi veren biri olmalıdır:

Sayın Başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan, 12 yıllık AK Parti iktidarındaki devrimlerle özgürlüğün ve demokratikleşmenin önündeki tüm engelleri bir bir kaldırmış ve ülkeyi normalleşme sürecine getirmiştir. Çağımızın en büyük özgürlük simgelerinden biri olan sayın başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan; Din, dil, ırk ayrımı yapmaksızın herkesin kendini kendi olarak ifade ettiği, eşit vatandaşlık kavramıyla tanıştırmıştır.

– Cumhurbaşkanı devletle milleti barıştırmalıdır:

Cumhuriyet kurulduğundan bugüne dek 1925, 1937 tek parti CHP iktidarındaki ötekileştirmeler, zulüm politikaları ve yapılan askeri darbeler, infazlar, laiklik adı altında din düşmanlığının resmiyet kazanması; Farklı Mezheplerin dinlerin, dillerin ve renklerin resmi politikalarla inkar edilmesi sonucu herkes devlete düşman olmuştur.

2002 AK Parti iktdarıyla tüm bu ötekileştirmeler, zulum ve nkar, inkar ve ret politikaları tarihe karışmış, farklı dinlere ait mal varlıkları gerçek sahiplerine iade edilmiş ve en önemlisi Hakkari’den Edirne’ye, İzmir’den Diyarbakır’a bu coğrafyada ilk defa gerçek bir demokratik devlet anlayışı herkese eşit davranarak çıplak gözle görülür hale gelmiştir. Yani, milletin devletle olan kavgası bitmiştir.

Sayın başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan, her türlü değişimin, devlet adına öncülüğünü yapmıştır, Yapmaya devam edecektir.Başbakanımız Sayın Erdoğan, emperyalist ülkelerin ve bu ülkeleri yönlendiren lobilerin, uluslararası sermaye sahiplerinin istedikleri icraatları yaptıramayacağı, verdikleri talimatları uygulatamayacağı ve ülkenin çıkarlarına ters düşen hiçbir dış müdahaleye boyun eğmeyeceği onurlu bir liderdir. Ülkemiz üzerinde hesapları bulunanlar Sayın Başbakandan kurtulmanın her yolunu denemişlerdir, bu seçim dahil bundan sonra da denemeye devam edeceklerdir. Bu düşüncelerini (Erdoğan ‘sız bir Türkiye dizayn etmek.) halen muhafaza etmektedirler.

Bu listenin uzatılması mümkündür.

Milletimiz, bütün bunların bilincindedir, aksi halde girdiği her seçimi kazanması mümkün olabilir miydi? Son seçimde ( 30 Mart 2014) CHP ve MHP oylarının toplamı dahi, AK parti oylarına yetişemiyor) zaten bu sebeplerle bile sayın başbakan milletimizin temel adayıdır. Temeli olmayan binada çatı olur mu?

Muhalefetin Çatı adayı varsa ve o çatı da şırıl şırıl akıyorsa elbette ki milletin de çatıya karşılık gökdelen adayı vardır.

İşte bu nedenlerle 12. Cumhurbaşkanımızın SN. RECEP TAYYİP ERDOĞAN olması gerektiğini ve öylede olacağına inanıyorum.

Yine de, her zaman olduğu gibi söz millet iradesinindir.

Hepinize saygılarımı sunuyorum
fotoğraf

Pin It

Comments are closed.