CUMA İÇTEN’İN MECLİS KONUŞMASI BÜYÜK İLGİ GÖRDÜ

AK PARTİ DİYARBAKIR MİLLETVEKİLİ CUMA İÇTEN’İN MECLİS KONUŞMASI BÜYÜK İLGİ GÖRDÜ
AK Parti Diyarbakır Milletvekili Cuma İçten, ‘Terörün Sona Erdirilmesi ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Tasarısı’ ile ilgili meclis konuşması yaptı. Konuşmasında Çözüm Süreci ve Kürt Sorunu hakkında önemli sözler söyleyen Cuma İçten’in konuşması büyük ilgi gördü. İçten, konuşmasında özetle,

“Eğer konu Çözüm Süreci veya Kürt sorunu ise bu konuyu AK Parti iktidarı öncesi ve sonrası şeklinde ayırmak gerekmektedir. Şöyle ki; Ak parti öncesi ülkemizdeki insanlarımızın gözyaşlarına; Ak parti sonrası ise ülkemizin, insanlarımızın umutlarına bakmamız lazım.
Kan, gözyaşı, ölümler, ayrılıklar, kederler ve hüzünler; Bir bir elimizden kayan hayatlar, küçücük bedenler içerisinde, kocaman yüreğe sahip insanlarımızın göz yaşları. Türk’ü, Kürdü, Arabı, Lazı, Çerkezi, Müslimi, Gayri müslimi şafisi alevisi ile birlikte, bu saydıklarım ve çok daha fazlası yaşadığımız ülkemizin tarihinde saklı. İktidarımız öncesi Kürt sorununa bakmak için önce, 1925’lerde Şeyh Sait olaylarında 47 dedemizin düzmece İstiklal Mahkemelerinde yargısız infaz edilirken, idam sehpasını kendi ayağı ile iterken döktüğü göz yaşına bakmak lazım.

1937 yıllarında Diyarbekir’den kalkan uçaklar Dersim’i bombaladığında, çırılçıplak bir vaziyette annesinin ölümüne şahitlik yapan çocukların göz yaşlarına bakmak lazım. 1925 ile 2001 yılları arasında sayısız köyleri yakılan Kürtlerin, bir gece ansızın traktörlere binerken, dedelerinin miras bıraktığı toprakları geride bıraktıklarında hüzünle köylerine el sallayıp veda ettirilen insanların gözyaşlarına bakmak lazım.

90’lı yıllarda sabah evinden 5 yaşındaki kız çocuğunu kucağına alıp koklayarak öpen babanın, akşam eve geldiğinde kapısı önünde üniformalılar tarafından yargısız infaz edilirken, kızının kokusuna hasret, sevdikleriyle helalleşmeden ölüme yürümesine bakmak lazım. Kışın soğuğunda çocuğunu ısıtmak için göğsüne yaslayarak ölümüne sebep olduğu için yaşadığı travmaya ve gözyaşlarına bakmak lazım.

Kışın soğuğunda çocuğunu ısıtmak için göğsüne yaslayarak ölümüne sebep olduğu için yaşadığı travmaya ve gözyaşlarına bakmak lazım. 97’ çekiç harekatında bulunduğum yıllarda 30 asker arkadaşımın ailelerini, tv ekranlarında tabutlara sarılmış göz yaşlarını dökerken izlediğimde yanımdaki asker arkadaşlarımızla akıttığımız gözyaşlarına bakmak lazım.

Ölmüş bir Pkk’lı kürt gencinin boynunda asılı olan cevşenle benim boynumdaki cevşenin: Aynı dini geleneğinden olmasının yarattığı göz yaşlarına bakmak lazım. Çocuğu yuvasından koparılan bir babanın, evladı dağa götürülürken içinde kopan fırtınalara, attığı sessiz çığlıklara bakmak lazım.

Ya devlet ya PKK denilerek tercih yapmak zorunda bırakılan ama neticede her iki taraftan da zulüm gören insanların ahlarına, göz yaşlarına bakmak lazım. Yıllarca okulda ayrı; Kendi evinde, sokağında, köyünde ayrı bir dil ile başka başka duygular yaşayan Kürtlerin, ne kürt olmayı ne de Türk olmayı beceremeyenlerin gözyaşlarına bakmak lazım.

Acılarımız kürdü ile türkü ile o kadar çok ki? Hangisini birbiri ile yarıştırmaya çalışabiliriz?

Hangisi bir diğerinden kıymetsiz ve değersiz ki? 8 bin kamu görevlisi şehit, 22 bin PKK’lı, 20 bine yakın da sivil insanımız öldü. 50 bin insan… İsimlerini okuyarak tek tek saymaya kalksak günler sürer.
Biz gelemeden ülkemiz zaten OHAL yüzünden bölünmüştü. Biz, ülkemizi bölünmekten kurtardık ve bir bütün hale getirdik. artık bu ülkede bizler de varız bu ülke sizin olduğu kadar bizim de ülkemiz. Bu bayrakta dedemin kanının kokusu var. Sen ne kadar haklara sahip isen bende artık o haklara sahibim.

Bir kürt olarak Edirne’den Hakkari’yi vatan olarak gören ve Ay yıldızlı bayrak altında Türkiye cumhuriyeti vatandaşı olmaktan onur ve şeref duyan birisiyim. Ülkenin batısında olup, doğusuna hiç gelmeyenler; Ülkeyi sadece Antalya’dan, İzmir’den, İstanbul’dan ibaret görenler, rahat olun biz varız.

Ben ve benim gibi düşünen kürtlerin sayısı o kadar çok ki biz o kadar kalabalığız ki biz var oldukça bu ülkeyi kimse bölemez. Ben ve benim gibi Kürtler; Ayrı bir devlet, ayrı bir eyalet veya özerklik istemiyoruz. Biz aynı bayrak altında eşit vatandaş olarak yaşamaya başladık ve birlikte yaşamaya devam edeceğiz.

OHAL kalktığında, ana dilde öğrenim geldiğinde, cezaevlerinde ana dilde görüşmeler yapılmaya başlandığında, büyükşehir yasası çıktığında sizler hep bu ülke bölünecek dediniz.
Bakın 13 yıla giriyoruz, ülke bölünmedi. Aksine ülke büyüdü ve genişledi. Kürtler, PKK’dan, KCK’dan, BDP’den ibaret değildir. Kürtlerin talepleri de bunların üzerinden olmamaktadır. Kürtleri PKK ile özdeşleştirmek, Kürtlere hakarettir. Ak partinin muhatabı millettir. Kürtlerin içersinde en büyük siyasi oluşum ak partinin bizzat kendisidir. Var olan talepleri PKK ile ilişkilendirmek kürtlere hakarettir.

Biz 12 yıldır doğru olduğuna inandığımız özgürlük adımlarını attık. Elbette ki kandan beslenen gerek PKK’nın içersinde gerek ise hala devletin içersinde paralel yapı uzantıları sorunun çözülmesini istemeyecektir. Bu doğaldır ve aslında doğru yolda olduğumuzun da ispatıdır. Ekonomik, sosyal ve kültürel alanlarda Çözüm Süreci ile birlikte ciddi değişimler ve kalkınmalar oldu ve olmaya da devam edecektir.

Şehit anneleri dağa çıkan çocukların yanında yer alıp PKK’ya karşı dik durabiliyorsa bu çözüm sürecinin yansımasıdır. Bu sürece katkısı olan başta özgürlük mücadelesi veren sayın başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan’a, başbakan yardımcımız sayın Beşir Atalay’a hükümetimize ve destek veren siyasi parti ve milletvekillerine, kanat önderlerine ve sivil toplum kuruluşlarına bu vesileyle buradan bir kere daha teşekkür ediyor ve en kalbi duygularımla Çözüm Süreci devam edecektir diyorum.” şeklinde konuştu.

Pin It

Comments are closed.