GÖZYAŞLARINI GÖRMEYENLERVİCDANLARINA NASIL HESAP VERECEKLER

 \"\"

Ak Parti Diyarbakır Milletvekili Cuma İçten Diyarbakır MAZLUM-

DER Şubesi Başkanı Abdurrahman AY’ın kendisine yönelik

suçlamalarına sert yanıt verdi.

 

Cuma İçten Ak Parti Kulp İlçe Başkanı Veysel çelik’in PKK tarafından

serbest bırakılmasından sonra Diyarbakır Barosu, İHD ve MAZLUM-

DER Diyarbakır Şubeler için yaptığı “Madem güçleri var diğerlerini de

kurtarsınlar” şeklindeki açıklamasına ‘Ak Partili vekiller hedef gösteriyor’

yorumunu yapan Ay’a göndermelerde bulundu.

 

MAZLUM-DER Genel Başkanı Ahmet Faruk ünsal’ın 22. Dönem Ak

Parti Adıyaman Milletvekili olduğunu da hatırlatan İçten “MAZLUM-DER

Diyarbakır Şubesi’nin bu eylemlerinde Genel Merkezlerinin haberinin

olmadığı inancındayım. Biz şunu çok iyi biliyoruz ki, MAZLUM-DER Genel

Başkanı ve üyeleri asla ülkeyi bölen bir zihniyete sahip değiller, asla da

olmayacaklardır. Şube Başkanı Abdurrahman Ay ile ısrarlı bir şekilde

telefon görüşmesi yapmak istememize rağmen, telefonlarımıza bakacak

yüreğinin olmadığını da gördük. Doğal olarak hal böyle olunca da önüne

gelen basın bildirisine imza atmasını anlamak bizler için hiç de zor olmadı”

dedi.

 

İşte Ak Parti Diyarbakır Milletvekili Cuma İçten’in yaptığı o açıklama…

 

BASINA VE KAMUOYUNA

 

Kısa bir süre önce çeşitli yayın organlarında çıkan, “Madem Güçleri

Var Diğerlerini de Kurtarsınlar” başlıklı haberle ilgili olarak Diyarbakır

MAZLUM-DER dolayısıyla Şube Başkanı Abdurrahman Ay bir basın

açıklaması yapmış, “Ak Partili vekiller hedef gösteriyor” diyerek isim

vermeden şahsıma tepki göstermiştir.

 

Diyarbakır Milletvekili olarak 1 yıldır şehrime ve milletime hizmet etmeye

çalışmaktayım. Haftanın 4 gününü kentte ve sahada geçirerek sorunları

çözmeye çaba göstermekteyim. Bu süre zarfında Diyarbakır’da bulunan

muhafazakar yapıya sahip dernekleri 2 ayda bir de olsa kahvaltılı

toplantılara davet etmekteyim. Ahlaki ve kültürel değerlerimize uyan

muhafazakar yapıya sahip, halkı güzelliklere teşvik eden derneklerimizle

yaptığımız toplantılarda, Diyarbakır’ın sorunlarını ve çözüm önerilerini

görüşüyoruz. Bugüne kadar 6 defa Diyarbakır’da bulunan Muhafazakar

Sivil Toplum Kuruluşlarıyla bir araya geldik. Bu toplantılarda hiçbir zaman

 

partizanlık yapmadım. Milletvekili kimliğimle düzenlediğimiz programlara

Diyarbakır MAZLUM-DER’i de davet etmemize rağmen Başkanı bir kenara

bırakın, bir temsilci dahi göndermemiştir.

 

Ayrıca Ak Parti’nin, Değerli Bakanlarımızın resmi ya da gayr-i resmi

düzenlediği hiçbir toplantıya da katılmadıkları gibi karşıt görüşlerle bizleri

acımasızca eleştirmiştir.

 

Ve yine ne acıdır ki, MAZLUM-DER Diyarbakır Şubesi, Sayın

Başbakanımızın Diyarbakır İl Kongresine katılmaması için Diyarbakır’da

bulunan bazı sivil toplum kuruluşlarının “Biz sivil toplum örgütleri

mensupları olarak, diyalogu dışlayan dil ve üsluba ortak

olmayacağımızı ve kabul etmediğimizi ifade ediyoruz. Sayın

Başbakan, ülkenin başbakanı olarak bu ülkede kardeşçe ve eşit

haklara sahip olarak yaşamayı gerçekleştiremiyorsanız bari

çocuklarımız iyi komşu kalsınlar” şeklinde yaptıkları ortak basın

açıklamasına imza atmıştır.

 

Türkiye’den ayrılmak ve başka bir devlette yaşamak isteyen zihniyetlere

rağmen artık bir dünya lideri olan Sayın Başbakanımız şehri Diyarbakır’a

gelerek herkese kardeşliğin, birliğin ve dostluğun mesajını vermiştir.

Ben bu düşüncelerin MAZLUM-DER’e ait olduğunu düşünmedim

ve asla düşünmeyeceğim. Bu bölücü düşünceler ancak Diyarbakır Şube

Başkanı Abdurrahman Ay’ın kendisine mahsustur.

 

İmamlar öldürülürken, cami cemaati tehdit ve baskılar altında tutulurken,

Kuran kursları, öğrenci yurtları, kadın sığınma evleri, çocuk yuvaları

bombalanırken Abdurrahman Ay neredeydi?

 

PKK’nın zulmüyle mazlumların gözyaşlarını ve mağduriyetlerini görmeyen

bir anlayış üzülerek belirtiyorum ki, Diyarbakır MAZLUM-DER Başkanının

politikası olmuştur.

 

Demokratik Toplum Kongresi toplantılarına temsilci gönderen KESK, Baro,

İHD’nin tüm basın bildirilerine MAZLUM-DER Diyarbakır Şubesi de katılmış

ve birçok bildiriye imza atmıştır.

 

Bu bildirilerde Ak Parti ve hizmetleri iftiralarla baltalanmak

istenmiştir.

 

İnancım odur ki, MAZLUM-DER Diyarbakır Şubesi’nin bu eylemlerinde

Genel Merkezlerinin haberi yoktur. Bu imzalar atılırken ortak bir görüş

alışverişi yapılmamıştır. MAZLUM-DER Genel Başkanı ve üyeleri asla ülkeyi

bölen bir zihniyete sahip değil, asla da olmayacaklardır.

 

BDP’nin DTK’nın Baro’nun, İHD’nin tüm bildirilerine imza atan, her

türlü organizasyonlarında fiili olarak yer alan, taş, Molotof, bomba

 

atan, dağa çıkan silah kullananlara sahip çıkan, Baraj İşçilerinin ve

masum insanların kaçırılarak öldürülmelerine ses çıkartmayan bu

derneklerin, her türlü şiddete ve saldırılara maruz kalan masum

halk için dut yemiş bülbüle dönmeleri anlamlı değil mi?

 

Hele ki, amacı İnsan hakları ve mazlumlar için dayanışma olan MAZLUM-

DER Diyarbakır Şube Başkanının ses çıkarmayıp emekçilere,

molotoflara maruz kalan masum insanlardan, esnaflardan yana

basın açıklaması yapmaması düşündürücü değil mi?

 

Gerçi hoş, bu tamamen Abdurrahman Ay’ın şahsi düşünceleridir.

 

Abdurrahman Ay’ın İslami hassasiyetleri olan muhafazakar bir yapıya

sahip olduğunu düşünürken, bu değerlere hakaret edenlerle aynı siyasi

çizgide görünüyor olması da üzücü bir durumdur.

 

Şube Başkanı Abdurrahman Ay ile ısrarlı bir şekilde telefon görüşmesi

yapmak istememize rağmen, telefonlarımıza bakacak yüreğinin olmadığını

görünce, önüne gelen basın bildirisine imza atmasını anlamak bizler için

hiç de zor olmadı.

 

Tüm sağduyulu insanlar gibi ben de sahabeler şehri Diyarbakır’da İslami

hassasiyetleri olan zulme maruz kalan, iş adamlarına, öğrencilere,

esnaflara, siyasetçilere, Kuran kurslarına, imam hatiplere, öğrenci

yurtlarına, STK’lara kısaca herkese sahip çıkılması gerektiğine inanıyorum.

 

Diyarbakır MAZLUM-DER’in KESK, İHD, DTK, ve BDP ile isminin

anılması onlarla hareket etmesi, inanıyorum ki tüm MAZLUM-DER

ailesi ve üyelerini rahatsız eden bir durumdur.

 

Biz kendisinin bu taraflı duruştan bir an önce sıyrılması ve MAZLUM-DER’in

kuruluş amacına uygun hareket etmesini beklemekteyiz.

 

Biz şunu çok iyi biliyoruz; ne MAZLUM-DER Genel Başkanı Sayın Ahmet

Faruk ünsal, ne de hiçbir üyesi bu şekilde düşünmez.

 

çünkü MAZLUM-DER ülkede çok sayıda güzel işlere imza atmıştır. Hiçbir

zaman din, dil, ırk, mezhep ve parti ayrımı yapmamıştır. çünkü, MAZLUM-

DER herhangi bir felsefî veya politik görüşün sesi değildir.

 

MAZLUM-DER kendilerinin açıkladığı gibi: “tüm çalışmalarında "kim olursa

olsun zalime karşı mazlumdan yana" olmayı temel ilke edinmiş olup,

insan haklarını ihlal edenlerin (zalimlerin) ya da hakları ihlal edilenlerin

(mazlumların) dini, etnik, kültürel, cinsel ve benzeri kimlik farklılıklarına

bakmamaktadır. çünkü MAZLUMDER inanmaktadır ki, "Mazluma kimliği

sorulmaz" ve kim tarafından, hangi amaçla ve kime karşı yapılmış olursa

olsun "Zulme rıza zulümdür." Anlayışıyla hareket etmektedir.

 

MAZLUM-DER çatısı altında Emeği geçen herkese teşekkürlerimi ve

minnetlerimi sunarım.

 

Sayın Genel Başkan Ahmet Faruk ünsal 22. Dönem Ak Parti Adıyaman

Milletvekili olarak hem partimize hem de milletine çok değerli hizmetlerde

bulunmuştur. Böylesine kıymetli bir Genel Başkanın üyelerinin de değerli

olduğuna inancım sonsuzdur.

 

Ancak şunu da belirtmeden edemeyeceğim, Diyarbakır MAZLUM-DER Şube

Başkanının kuruluş amacına ters bir şekilde davranışlarda bulunması beni

ve benim gibi düşünenleri son derece üzmektedir.

 

Bu nedenledir ki,

 

Diyarbakır MAZLUM-DER’in uygulamaları bir an önce tartışılmalı ve

doğru olan bir an önce bulunmalıdır. Tarafsız ve mazlumdan yana olan

MAZLUM-DER’in kendilerini zan altında bırakan Diyarbakır Şube Başkanının

duruşunu tekrar gözden geçirmelidir.

 

Son olarak, insanın insan olarak yaratılması dolayısıyla doğuştan birtakım

haklara sahip olduğuna ve bu hakları hiçbir gücün, hiçbir gerekçeyle

ortadan kaldıramayacağına inanan MAZLUM-DER’e çalışmalarında başarılar

dilerim.

Pin It

Comments are closed.