HALEPÇE KATLİAMININ 26. YILDÖNÜMÜNDE AK PARTİ DİYARBAKIR MİLLETVEKİLİ CUMA İÇTEN’DEN TOKAT GİBİ AÇIKLAMA

Cuma İÇTEN Halepce katliamı yıl donumu

HALEPÇE KATLİAMININ 26. YILDÖNÜMÜNDE AK PARTİ DİYARBAKIR MİLLETVEKİLİ CUMA İÇTEN’DEN TOKAT GİBİ AÇIKLAMA

Bir mart sabahı, güneş her zamanki gibi doğdu. Sonra gökyüzünün mavi dinginliğini, güneşin sarı rengini tamamlayan kuşlar uçarken bir telaş başladı. Demir kanatlı savaşçı kuşların sesi böldü sessizliğin sesini.
Bir Mart sabahı ölüm taşıyan uçaklar, güneşin sarısına inat; sarı bir toz serptiler Halepçe’nin üzerine. Sanki bir tarlaya haşere ilacı atıyormuşçasına sarı tozu serptiler ve döndüler Bağdat’a… Toz bulutu önce kırmızıya, sonra maviye döndü. Ve ölüm, renkli bir toz şeklinde acının en beter şekliyle yeryüzüne, Halepçe’nin üzerine indi. Askerler yoktu, tanklar, tüfekler, toplar… Tek bir damla kan akmadan Halepçe ölümün en korkuncunun gölgesinde sonsuz acılarla uykuya daldı.
Bir Mart sabahıydı… Saddam denilen bir caninin Kürt Kıyametini başlattığı simsiyah bir gün olarak tarihe geçti. İnsanlık, tarihinden utandı. O gün güneş karardı, o gün çocuklar ne olduklarını anlamadan acı çekerek, derileri dökülerek can verdiler. O gün dünyanın kahrettiği bir gündü. Ölüm kokusunun ulaştığı yerde sağ kalabilenler kan kustular, helalleşemeden yanarak katledildiler.

Sağ kalanlar, sevdiklerine doyamadan, ölülerini gömemeden, ağıtlar yakamadan, arkalarına bakmadan dağlara doğru kaçtılar. Bir kar topunun çığa dönüşmesi gibi büyüyerek, kanlı gözyaşları içinde terk ettiler yurtlarını… Ölümün gökyüzünden rengarenk bir toz olarak indiği o gün hawarlar “İnsanlık öldü” diye bağırdılar. Ne Halepçe’de ne de başka bir coğrafyada hiç bu kadar keskin çıkmamıştı ölün sesi. Ve ne Mezopotamya’nın, ne Akadların ne Asurların ne Babillerin ve ne de Medlerin yaşadığı o bereketli topraklar ölümün bu kahpe şekliyle hiç tanışmamıştı. Kavimler göçünde bile dünya böyle bir kaçış görmedi.
Sadece insanlar, çocuklar, bebekler, kadınlar, yaşlılar değil, hayvanlar da çiçekler de ağaçlar da mavi gökyüzü de ölümün siyahlığında yitip gittiler. Sokaklar sessiz, insanlar yurtsuz ve tarih utanç içinde kaldı. İnsanlık öldü, Zap ağladı, Hezil çayı o gün kan aktı… Gözyaşları ve acı o gün Fırat oldu, Dicle oldu ama çağlayamadı…

26 yıl önce bugün, Irak diktatörü Saddam Hüseyin’in Kürt ayaklanmasını bastırmak için başlattığı “Enfal” adı verilen harekat kapsamında İran sınırına yakın Halepçe kasabasına Irak savaş uçaklarından kimyasal silah atıldı. On binlerce kişinin hayatını kaybetmesine, yine on binlerce kişinin yaralanmasına ve bölgede yoğun bir insan göçüne sebep olan Halepçe katliamı yaşandı. Hala failleri bulunamadı. Kürtlerin katledildiği bu insanlık ayıbına tüm dünya sessiz kaldı. Bediüzzeman Said i Nursî’nin dediği gibi “Küfür devam eder ama zulüm devam etmez.” Nitekim, Halepçe’ye yapılan zulüm devam etmmemiş Saddam’ın saltanatı başına yıkılmış ve o zalim bir çukurda yakalanarak idam edilmiştir.

Halepçe acılarını yavaş yavaş sarıp dört gün önce il olmasına rağmen,o katliamın acısı hala halepçelilerin yüreğinde saklıyken, vicdanı olan herkesin yüreğinin derinliklerinde sancımaya devam etmekte… O gün Saddam’ın sapkın caniliğinden kaçan insanlara biz kucak açtık. O acıyı birlikte paylaştık. Türkler ve Kürtler yıllarca Irak Kürdistanından gelen kardeşlerimize ev sahipliği yaptı. Bir aile olduk. Tıpkı şimdi Suriye’den kaçan o çaresiz insanlarımız gibi. Kardeşlerimiz gibi.

Biz binlerce yıllık bir geleneği olan bir devlet olarak üzerimize düşeni yaptık. İnandığımız doğrulardan sonucu ne olursa olsun asla taviz vermedik. İslami değerlerimize, insani değerlere sahip çıktık. Zaten devlet olmak da böyle birşey değil mi? Dünya gerek Halepçeyi, gerek Suriye’deki bu zulme, bu onursuz katliama sessiz kalırken biz dünyaya insanlık onurunun, insan olmanın ve devlet olmanın ne demek olduğunu gösterdik, gösteriyoruz.

Saddam gitti ama şimdi Suriye’de cani Esed var. Tıpkı Saddam gibi o da geçen yıl tüm dünyanın gözü önünde kimyasal silah kullandı ama bırakın yaptırımı, ceza bile almadı. Haçlı zihniyetli batı buna da sessiz kaldı. Dileğimiz bu katliamların tekrar yaşanmamasıdır. Ve ben Cuma İçten olarak diyorum ki AK Parti iktidarda olduğu sürece, başımızda sayın başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan olduğu sürece biz susmayacağız. Dünya 3 maymunu oynasa da biz sessiz kalmayacağız. Mazlumların sesi olmaya, ezilenlerin yanında olup onları korumaya devam edeceğiz. Yeni Halepçe’lere izin vermeyeceğiz.

Pin It

Comments are closed.