KÜRT ANNELERİ ÖLEN ÇOCUKLARIN HESABINI PKK VE BDP’YE SORACAKTIR

 

\"\"

 

 

 

 

 

 

KüRT ANNELERİ öLEN çOCUKLARIN HESABINI PKK VE BDP’YE SORACAKTIR

Ak Parti Diyarbakır Milletvekili Cuma İçten Görsel ve yazılı medyaya iftar verdi. Ulusal gazete ve televizyonların Diyarbakır temsilcileri, yazarların da hazır bulunduğu iftara 110 gazeteci katıldı. Oruçların açılmasından sonra gazetecilere seslenen Cuma İçten gündemdeki konulara değindi. Bölgedeki şiddete de vurgu yapan İçten, Kan üzerinden siyaset yapanlara ve onların uzantılarına sert tepki gösterdi: “Kürtlerin kanını dökerek hak mücadelesi olmaz. Böyle kuruluşu lanetliyorum. Kürt anneleri PKK’dan ve BDP’den hesap soracaktır”

Neredeyse sıcak gündemin tüm konuları hakkında açıklamalar yapan İçten açtı ağzını yumdu gözünü.

DİYARBAKIR’I DüNYAYA AçACAĞIZ 

İftarda, sahurda gün geldi çatkapı yaptık. Gün geldi davetlere katıldık. Sevgi sofralarından bir parça da olsa ekmeği paylaştık. Ramazan bitiyor. Ama biz burada kalmaya devam edeceğiz. 

Diyarbakır’ın gündemi maalesef bitmiyor. Bütün ramazan boyunca buradaydım. Her iftarda bir evde sahur yapmaya çalıştık. Sağ olsun Diyarbakır halkı içindeki değerleri kaybetmedi. Hiç haber vermeden bunları yaptık. Gün boyunca iş adamlarından gelen hayırları adreslere ulaştırdık. Ak parti den gelen yardımları. Teşhir etmedik kimseyi. 
Sadece birkaçını ettik. Güneydoğu ve doğuda ak partili vekiller sahadaydı. Gönül isterdi ki tüm siyasi partilerin vekilleri sahada olsalardı. Seçimden seçime milletin ayağına gitmektense her gün milletin arasında her ay her gün içinde olmak lazım. Diyarbakır bizim için önemli mekan Selahattin Eyyübinin torunlarının yaşadığı bir yer. 3800 üzerinde tescilli tarihi esere sahip olan bir yer. Bunların tanıtımında maalesef sıkıntı yaşıyoruz. 

Son yasaklı BDP mitingiyle ilgili dışarıda yanlış anlatılan görüntülerle anıldı. Dünya kamuoyuna böyle girdi. Ben bundan bir milletvekili olarak rahatsız oldum. Seçilmiş insanların da şehri bu noktaya getirmelerini doğru bulmuyorum. Elbette ki hatalar vardır. Bunları tartışmalıyız. Ama şehrin bunda suçu ne? Kaybeden Diyarbakır’ın bizzat kendisi oldu. Tanıtımı ve imaj noktasında bizim elimizi zorlaştırdı. Bu noktada basın mensuplarına önemli görevler düşüyor. Her biriniz bizler kadar kıymetli ve bizler kadar Diyarbakır’ı önemsediğinizi düşünüyorum. 

Bizim meselemiz Diyarbakır’a hizmet etmek. Sanayileşen sosyo-kültürel anlamda gelişen ekonomik değerleri artan geçmişte olduğu gibi şairleri alimleri içinden çıkartan ciddi siyasileri içinden çıkartan değerleri yeniden çıkarmamız lazım. 








Buradaki herkes bu hassasiyeti gösteriyor. Bunu yaparken yine üzülerek beyan ediyorum. Diğer siyasi partilerin bu hassasiyeti aidiyeti duygularını göstermediklerini görüyorum. Bir belediye başkanının kendisini korumakla görevlilerine saldırmasını doğru bulmuyorum. Güvenlik güçlerinin de belediye başkanına saldırmalarını doğru bulmuyorum bu ikisi de şık değil. Hele hele Diyarbakır’daki araçların Kürtler tarafından Molotoflar, taşlanması iş yerlerinin yakılmasını kamu kurumlarının zarar vermelerini şiddetle kınıyorum. çünkü bu Diyarbakır’a en büyük darbeyi veriyor. Burası ve bölge çoğunlukla BDP’li belediyelere ait. Gönül ister ki Diyarbakır’ım bir kayseri gibi, İstanbul gibi, Ankara gibi, Şanlıurfa gibi, İzmir gibi olsun. 

SUç HEPİMİZDE 

Ben burada parti ayrımı yapmıyorum. Hemşehrilerim Diyarbakır’ı lütfen Adıyaman’la, Kayseri ile Diyarbakır’ı kıyaslasın. 1930’larda 50, 60, 70’lerde Diyarbakır varken ne Şanlıurfa ne Adıyaman ne de Adıyaman vardı. Ama şimdi buraya baktığınızda buraların savaş olduğunu görüyoruz. Başta suç bende. Suç hepimizde. Burada yaşayan herkesin bu şehrin imajını düzeltmesine yönelik davranması gerektiğini düşünüyorum. Mevzu sadece kültürel haklarsa Mardin de Kürtler var. İşte Urfa öcalan’ın memleketi, Karayılan’ın memleketi, işte Elazığ Selahattin Demirtaş’ın memleketi. Mevzu sadece kültürel haklarsa bu şehirlerimiz de bizim şehrimiz. 

Ben düzgün kaldırımların olduğu bir Diyarbakır istiyorum. Halkın da bunu istediğini çok iyi biliyorum. Ben engelli vatandaşlarımızın araçlara binerken, kaldırımlarda yürürken çok rahatlıkla evlerine işyerlerine gitmelerini istiyorum. Bir Diyarbakırlı olarak her yerde çöp görmek istemiyorum. Bu bize Selahattin Eyyübinin torunlarına yakışmıyor, Kürtlere yakışmıyor. Bu anlamda da çok ciddi sorunları var Diyarbakır’ın. Biz bu değiliz.

İMAR SORUNU VAR

İmarla ilgili, bazalt taşlarıyla yapılan evlerimiz vardı. Hepsi bitti. Koca binalar yapıyoruz. Ama hiçbirinin dış cephesi de dahil olmak üzere uygun değil. Bir resim çekseniz bakın örnek veriyorum Kayapınar’da bir evin resmini çekseniz. İnternetten yayınlasanız. Alttaki yorumların hepsini gözümün önüne getiriyorum. Biri Antep der. Biri Maraş der. Biri İzmir der. Kimse onun Diyarbakır’a ait olduğunu bilmez. Şehircilik ve belediyecilik böyle değildir. Bu şeirin 10 bin yıllık geçmişi var. Gerçekten belediyecilik yapmak istiyorsanız alın size imar düzenlemesi. Binaları bile yaparken yüksek yüksek, şehrin dokusuna uygun sanatsal niteliği olan binalar yaparsanız, belediye buna bir format uygularsa Diyarbakır her yerden belli olur. 

MERKEZDE SUSUZ BİR MAHALLE

Daha önce su ile ilgili tartışmalar yaşandı. Benusen Mahallesine 45 gündür su gitmiyor. Eğer biri iddialaşırsa gidip suların akmadığı yerlerde basın açıklaması yapacağım hodri meydan. Şehrin göbeğinde şehre en yakın bölgede 70 yaşındaki bir kadının ramazan ayında susuz kalması el insaf. Bu Allah’ın kabul ettiği bir şey değil. Diyarbakır Halkının kabul ettiği bir şey değil. Benusen mahallesi. Şehrin hemen dibinde.
Belediyecilik yapmak hizmet etmektir. Parti ayrımı yapmaksızın. Kimlik ayrımı yapmaksızın. Bu şehirde belediyecilik yapılmıyor. Biz araçlarımızla yollarda gidemiyoruz. Asfaltlarımız bozuk. Devlet kurumlarını çalıştırmaya çalışıyoruz. çöp dağları çöp kutularının olduğu yerler var. İnsanların yaşayabileceği alanlar yok. Bu noktada burada siyaset değil hizmet yapılması gerektiğini düşünüyorum.

HİçBİR YATIRIM YAPILMADI

Biz Silvan barajı yapıyoruz maliyeti 4 milyar TL. 275 bin hektar alan sulu tarıma geçecek yüzbinlerce insanın istihdam demek. Biz belediye başkanlarını silvan da dahil şehrin ilçe başkanlarını da davet etmemize rağmen gelmiyor. Bunu düşünmemiz gerek mi? Biz açılışa giderken mayın koyuyorlar. Şçileri kaçıyor. Bunlar olursa şehir kalkınmaz mı? Birileri benim çocuğumun işsiz olmalarını istiyor. Ben son olaylarda 3-4 iş adamını yatırma getirecektim son anda vazgeçtiler. Her biri 150-200 milyon dolarlık yatırımlar yapacaktı. Son anda vazgeçtiler. Biz gelmiyoruz dediler. 3-4 bin kişiye iş demekti. Bunun bedelini belediye yöneticileri ödemek zorundadır. Bu halk hesabını mutlaka soracaktır. Seçim zamanında tramvaydan bahsettiler. Bütün vaatlerin hepsi ajandamızda kayıtlı. Hiçbir yatırım yapılmadı. 

BİZ DEVRİM YAPTIK ONLAR ZERDUŞLUĞU GETİRMEYE çALIŞIYOR

Biz ayrıca 4+4+4 sistemle cumhuriyet tarihinden bu yana olan müfredatı değiştir. Din eğitimini mecburi hale getirdik. Hangi dinden olursa olsun. Hristiyansa okulda eğitimi alacak dedik. Biz bu şehirde kuran kursları açmaya çalışırken birileri camilerin yanına kuran kurslarının yanına özellik toplum destek evleri açıyor. Bu evlerde dağıtılan mecmua ve kitaplar ajandamızda. Hangi ideolojiyi verdiklerini biliyoruz. Biz değerlerimize sahip çıkmak zorundayız. Şunu çok iyi biliyoruz. Alnı secden kalkmayan Allah’tan korkanın bir karıncayı bile ezmeyeceğini çok iyi biliyoruz. Biz bunu aşılarken birileri farklı dinlerin propagandasını yapıp Kürtlerin eski dinlerine dönecek şekilde zerduştluğu getirmeye çalışıyor. 

Yine o birileri farklı siyasi partilerde siyaset yapanlar şunu da dediler, ‘keşke Kürtler İslam’ı seçmeselerdi’ biz de diyoruz ki ‘Elhamdülillah Kürtler Müslümanlığı seçti. Biz bundan onur duyuyoruz şeref duyuyoruz. 

Eğer yerel yönetimler şiddet noktasında karşı durursa, yatırımcıyı desteklerse Diyarbakır hızlı bir şekilde kalkınır. Kültürel haklar eksiklikler bunlar konuşulmasın diye iddiamız yok. Biz rüştümüzü ispatladığımızı düşünüyorum. 10 yıllık Ak Parti iktidarında çok şeyin devrimini yaptık. Bizim çocuğumuz Zazaca eğitim almak için talepte bulunabiliyor. Bu ne kadar güzel. Daha önce var mıydı?
Bu bizim seçim beyannamemizde de yoktu. Ne Kuran-ı Kerimin derse girmesi ne de Kürtçe’nin seçmeli ders olması yoktu. Biz bunu hak gördüğümüz için yaptık. Şunu herkes bilsin ki, haklar Ak Parti’nin tekelinde değildir, haklar BDP’nin tekelinde değildir. Haklar hiçbir siyasi partinin tekelinde değildir. Bunun adı haksa eğer siyaset üstüdür. Mutlaka tartışılmalı eksiklikler varsa hukuk zemininde tamamlanır. 



“GİT VE öL” DİYORLAR
Bugün önemli gündür. Bugün gözyaşlarımızın aktığı gündür. 28 yıldır Kürtlerin kanının aktığı bir gün. Kürt annelerinin gözyaşlarının aktığı bir gündür. Bugün vahşetin yayına başladığı gün. PKK’nın kuruluş yıldönümü. Binlerce PKK’nın kabul ettiği katliamlar var. Bu katliamlarda hamile Kürt kadınları katlediliyor, çocuklar, 90 yaşındaki dedelerimiz katlediliyor. Birileri Kürtlerin haklarından bahsederken, Kürtleri katletmesini anlamış değilim. Diyarbakır’daki halkımızın bunları bilmesini istiyorum. 

Bakın yakın bir zamanda Şemdinli’de 100’ün üzerinde PKK öldü. Bu insanlara birileri dedi ki, ‘git ve öl’ 

Peki bunu diyenler kendi çocukları akrabaları neden ölmüyor. Hepsi bizim çocuklarımız. Devletin okullarında okudular. Hepsinin aileleri var bu topraklarda. Kim neden ‘git ve öl’ dedi. 1984 yılından beri PKK 16 yaşındaki çocuklara ‘git ve öl diyor. Karşılığında ne aldı PKK. Onlar değil midir bizi muhatap almıyorlar diyen. Evet sizi muhatap almıyorlar. Demek bu yapılan devrimler, TRT6 Kürtçe dil müfredata giresi sizlerin talepleriyle olmadı. çünkü kendi insanlarını mazlumlarını katleden bir örgütten bahsediyoruz. PKK devletin yaptığı yanlışlıklar üzerine PKK kuruldu bunu kabul ediyorum. 

Devletin yaptığı zulüm üzerinde ortaya çıkmıştır. Ama aynı şekilde devletin yaptığı bütün hataları PKK’ın kendisi yapmıştır. Benim köyüm yakıldı. Akrabalarımı kaybettim. Ortada kan üzerine ölümler üzerine hak hukuk üzerine mücadele ettiğini söyleyen bir örgüt var ama bunu yaparken de çocuklarım masum insanların kanına giriyorlar.

Bakın birkaç örnek. 1984 diyorlar. Ama daha önce Adalet Partisi Şanlıurfa Milletvekili Celal Bucak’ın kızını öldürüyorlar. Sonra Eruh’ta başlıyor. 22 Ocak 1987 Hakkari. 8 vatandaşımız öldürülüyor 6’sı çocuk. Bunlar PKK’nin kabul ettiği katliamlar. Mardin ömerli İlçesi Pınarcık köyü, 16 çocuk 6 kadın toplam 30 kişi. Hepsi Kürt. 6 Temmuz 1993 Başbağlar katliamı. 28 kişi katlediliyor. Hepiniz bu acı manzaraları iyi hatırlıyorsunuz. 27 Temmuz 2008 İstanbul Güngören 18 kişi. Koşuyolu’ndaki katliam PKK tarafından yapıldı. Siviller çocuklar katledildi.

1960’larda derin devlet buradaki Kürtlerin köylerini yaktı. PKK’nın yaptıklarının aynısını yaptı. İnkar etmiyorum adil davranmaya çalışıyorum. Bugüne kadar 50 bin insan öldürüldü. Bunların 40’ini Kürt vatandaşıdır. Bu mudur Kürtlerin hakkını savunmak. Kürt anneleri 28 yıldır PKK’ya daha dün Şemdinli’de yüzlerce PKK’lın ölümüne sebep olanlardan BDP’nin üst noktalarında siyaset yapanlardan hesap soracaklardır. Tarih önünde hesap vereceklerdir. Yüz çocuğa sen öl diyemezsin. Acaba bu Eset yönetiminin PKK’ya silah vermesinin bir mahsuplaşması mıdır? Eset yönetimi PKK’ya silah vermiştir. Bunun üzerine PKK Suriye yönetimine teşekkür mü etmiştir benim Kürt gençlerimi öldürerek. Bunların mutlaka bilinmesi gerekiyor. 

Final Dershanesine bomba bırakıldı. Canlı bombaları takanlar yine benim Kürdüm değil mi? Kendi insanını katlediyorsun. Bakın 15 bin faili meçhul cinayetler oldu. Ak Parti iktidarı bunları çözdü. Sorumlularını buldu. Bir de sözde örgütte hain ilan edilenler, karşı gelenler katledildi bunların faillerini kim bulacak. Devlet bunları bulamıyor. Devlet kendiyle yüzleşerek failleri buluyor. Peki PKK bulabiliyor mu? Daha geçenlerde 8 kız katledildi. Nerde onlar ne için katledildi. Siirt’te 5 kızımıza 200 mermi sıkıldı. Bunlar kabul edilebilir değil… o neden o birilerinin kutladığı kuruluşu lanetliyorum. çocukların kanı üzerinden hamile kadınların katledilmesi üzerinden kuruluşu lanetliyorum. Lanet olsun diyorum. Böyle hak mücadelesi olamaz. 

PKK SİLAH BIRAKMALI

PKK tek taraflı silah bırakmadığı sürece kan akmaya devam edecektir. Kimse devletin silah bırakmasını beklemesin. Devlet silah bırakmaz. Bırakması gerek taraf PKK’dır. Ben çocuklarımın PKK’ya katılan çocuklarımın yaşamasını istiyorum. Karakolları sivilleri öldürecekse de devlet gereğini yapacaktır. Ama ölümler üzerinden siyaset yapılmamalı. PKK’ya katılan çocuklara çağrıda bulunuyorum. Hepinizin annesi var bu topraklarda. Babası var. Silahlarınızı bırakın geri dönün. Silahlar bırakıldığı sürece her şeyi konuşabiliriz. Ama silahlar olduğu sürece konuşamayız. 

Dağlara kaçırılanlar var. Geçen gün bir milletvekilini kaçırdılar. Benim Kulp İçle Başkanımı kaçırdılar. Van Gürpınar İlçe başkanımızı kaçırdılar. Devamlı siyaset yapmak isteyenleri, kanaat önderlerini kısaca kendisi gibi düşünmeyenleri PKK kaçırıyor. Biz bütün hepsinin bırakılmasını talep ediyoruz. 
Kimse ben Kürtleri temsil ediyorum demesin. Cuma İçten olarak ben tek başıma ediyorum demek. Ak parti de ben ediyorum demez. Kürtler hiç kimsenin tekelinde değil. BDP’liler 15 milyon Kürt seçmen var diyor. Kabul ediyorum. Peki bu seçmenlerin kaçının oyunu alıyorsun anca 3 milyonunu. Küçümsemek için söylemiyor. Ben her 5 Kürt’ün 3’ün oyunu almama rağmen temsil etmiyorum edemem diyorsam onların da demesi gerekir. Bizde edemeyiz. Onlar da edemezler. 

Pin It

Comments are closed.