Kürt sorunu hem Kürtlerin hem Türklerin sorunudur

‘TüRKLER VE KüRTLER DOĞAL DAVRANMALI’
“Bu sorun Türklerin de Kürtlerin de ortak sorunudur. İstanbul da Hakkari  de Kürtlerin de Türklerin de şehridir. Birarada yaşamanın dili;  tarihimiz, kültürümüz ve dinimizdir. Kürtler de Türkler de doğal  davrandıkları sürece kavga etmeden bir arada yaşayarak özgür ve mutlu  bir arada yaşayabilirler. Sorun sadece siyasi iktidarların çözeceği bir  sorun değildir. Kürtlerin çoğunlukta yaşadığı yerler ülkenin batısıdır  ve en büyük Kürt şehri İstanbul’dur” diye konuştu.

‘BİNGöLLü GENçLER NEDEN SİYASETE UZAK’
“Bingöl siyasetini uzun yıllardır takip ediyorum. Ak Parti iktidarı ile  birlikte daha üst düzey bir siyasetin geliştiğini görmek ile birlikte  yeni bakanımızın da Bingöl için büyük bir şans olarak görmekteyim.  Bingöl yaşayan ve eğitim düzeyi yükselmiş gençlerin siyasetten uzak  durduğunu görmekteyim. Oysaki gerek bölge dışında gerek ise Bingöl  içersinde yüksek öğrenimini tamamlamış binlerce gençlerimiz var ve  bunlar siyasete ve ülkeye ciddi katkı sağlayacak donanımlara  sahiplerdir. İlginin artması Bingöl siyasetine ciddi kalite getireceği  gibi siyaset çıtasını da yükseltecektir. Bu durum Bingöl’ün yatırımlarda  alacağı katkı payının artmasına ve bölgenin gelişmesini sağlayacaktır.  Bingöl’de ciddi eğitim reformları yapılmalı ve il özel idaresini  kaynakları artırılarak ilçe ve köylerdeki yaşam kalitesini artırılması  sağlanmalıdır. Bu anlamda Bakan Cevdet Yılmaz’ın varlığı  değerlendirilmelidir.”

‘ŞİDDET DİLİ TERK EDİLMELİ’
“Dağdaki gençlerimiz de karakoldaki askerimiz de bizlerin  evlatlarıdır.b21. yüzyıl sorunların şiddetle çözüldüğü bir yüzyıl  değildir. Yaklaşık yüz yıldır sorunlar vardır ve bu sorunların çözümü  bir anda olmasını beklemek haksızlıktır. Sorunu çözerken kırmadan  dökmeden ayrılmadan sorunu çözmeye çalışmalıyız. Son on yıllık siyasi  iktidarın bölgede yaptığı devrimleri görmemezlikten gelmek haksızlıktır.  Sorun yeni bir sivil anayasa ve yerel yönetimlerin güçlenmesi yerinden  yönetim ile çok rahatlıkla çözülecek bir meseledir. Sahaya annelerimizi,  çocuklarımızı, kadınları ve yaşlıları iterek onları güvenlik güçleri  ile karşı karşıya getirerek, esnafların iş yerlerini tartaklayarak,  kepenk kapatarak, sokaklarda ve dağlarda çözüm yolları arayarak  çözülmez. BDP şiddete dayalı siyaset yaptığı sürece ne Kürtlerden ne de  Türklerden destek alamayacaktır. ülkenin tümünü yönetmeye çalışmalı ve  kadrolarını da bu şekilde dizayn etmeliler. Halkın örfüne ve inancına  ters davrandıkları sürece de bölgedeki oylarını artırmaları mümkün  olmayacaktır” diye konuştu.

‘YENİ ANAYASA EŞİTLİKçİ VE öZGüRLüKçü OLMALI’
“Yeni anayasada neler olmaslı sorusuna şöyle cevap veriyorum: Yerinden  yönetim anlayışının gelmesini, yerel yönetimlerin güçlendirilmesini  istiyorum. Her il meclisi istediği dilde eğitimin yapılması talebine  karşılık vermesi ve oluşacak ana dil taleplerini yasal alt yapısını  oluşturmasını istiyorum. Dindarların istediği din eğitimini çocuklarına  vermeli ve verilen din eğitiminin devlet tarafından tanınmasını  istiyorum. Yeni bir adalet sisteminin gelmesini ve bu adalet sisteminin  yerel anlamdaki sosyal dokuya uygun olmasını, bilimsel değerleri olan  ahlak ve gelenek göreneklerin yasalar tarafından tanınmasını, dinsel  kültürel faktörlerin yasalar tarafından tanınmasını, planlayarak insan  yaşamına son verenlerin idam edilmesi gerektiğine inanıyorum. Barınma,  sağlık, eğitim, iletişim haklarının ücretsiz olmasını ve bu durumun da  yasal güvence altına alınmasını istiyorum. çocuklara, kadınlara,  yetimlere, dullara, engellilere, fakirlere pozitif ayrım yapılmasını  istiyorum.”

Pin It

Comments are closed.