Son günlerde gündemden düşmeyen ve Cumhurbaşkanı AbdullahGül tarafından veto edilerek TBMM’ye geri gönderilen şike yasasıile ilgili bir açıklama da Ak Parti Diyarbakır Milletvekili Cumaİçten’den geldi.

Son günlerde gündemden düşmeyen ve Cumhurbaşkanı Abdullah
Gül tarafından veto edilerek TBMM’ye geri gönderilen şike yasası
ile ilgili bir açıklama da Ak Parti Diyarbakır Milletvekili Cuma
İçten’den geldi. çıkartılan bu yasanın kamuoyunda söylendiği gibi
kişiye özel olduğu görüşlerine katılmadığını söyleyen İçten: “Spor
hiçbir zaman menfaat sağlama kurumu değildir. Hangi spor dalı
olursa olsun. Mutlaka bir kazanan olacaktır. önemli olan bu
kazancın temiz şekilde olmasıdır” dedi.

Ak Parti Diyarbakır Milletvekili Cuma İçten, 6222 sayılı Sporda Şiddet ve
Düzensizliğin önlenmesine Dair Kanunda yapılan değişiklik yapılmasına
ilişkin açıklama yaptı.

BAZILARI KIYAMETİ KOPARDI
Memleketin huzurunu böyle küçük sorunlarla bozmaya kimsenin hakkı
olmadığını belirten İçten, “Bu konuda demokratik hassasiyet neyse o
uygulanmıştır. ülkemiz demokratik ve anayasal demokrasiyle yönetilen bir
ülke. Yasa yapılacaksa ya da değiştirilecekse bunu milletin seçtiği vekiller
yapacaktır. Ve nitekim yapıyoruz da… Sporda haksızlığın önüne geçecek
bir yasa çıkardık. Cumhurbaşkanı veto etti diye bazıları kıyameti kopardı.
Yok efendim, ‘Ak Parti ile dolasıyla Hükümet ile Köşk arasında çatlak var.
Bazı milletvekilleri kendi partilerine savaş açtı’ şeklinde yorumlar yapıldı.
Bu asla gerçek değildir. Ak Parti birliğin, bütünlüğün partisidir. öyle üç beş
fitne fesatla dağıtılacak bir parti hiç değildir. Şike yasası üzerinden kimse
bize kendimize şike yapmasını beklemesin. Biz her zaman adımız gibi
adaletli olmaya çalışıyoruz” dedi.

CEZA AZDIR çOKTUR AYRIMSIZ HERKESE VARDIR
Suç ve ceza dengesi açısından olaya bakıldığında bunun tamamen hukuki
bir alan içine girdiğini ifaden Cuma İçten: “Yasayı, sokaktaki herhangi bir
vatandaşımız hazırlamadı. Hukukçularımız aklı selim bir şekilde toplanıp,
araştırıp öyle karar aldılar. Ortaya mantıklı bir şey çıkmış ki, herkes
uzlaşmış. Kaldı ki, suç ve suçun tanımlanması her yerde hemen aynı.
Türkiye’de, ‘Belirli bir spor müsabakasının sonucunu etkilemek amacıyla
bir başkasına kazanç veya sair menfaat temin eden kişi ya da kişiler
cezalandırılır’, İtalya’da ‘Bir spor müsabakasının sonucu ve gidişatını
etkilemek üzere müsabakaya katılanlara para veya başka türlü menfaat
teklif ya da vaat eden edenler ile aynı amaç için hileli eylemlerde bulunan
kişiler cezalandırılır’, Rusya ‘Spor müsabakalarının sporcu, hakem,
antrenör ve diğer katılımcılarına veya organizatörleri ile kazanç sağlayan
vs. cezalandırılır” Polonya, Portekiz hiç fark etmiyor. Hile hiledir. Bunun
da cezalandırılması gayet normaldir. Türkiye’de işlenen suçun durumuna
göre 5-18 yıl, İtalya’da 1 ay-3 yıl, Portekiz’de 1-6 yıl, Rusya’da 3 ay-5 yıl,
Polonya 6 ay-8 yıl gibi cezalar uygulanıyor. Alt sınır ya da üst sınır olması
suçun tekrarı ya da sürekli olması halinde değişebiliyor” diye konuştu.

AZİZ YILDIRIM’A öZEL DEĞİL

Şike soruşturmasındaki iddianamenin önemine vurgu yapan Ak Parti
Diyarbakır Milletvekili Cuma İçten, Yasa’nın Aziz Yıldırım’a özel olmadığını
düşündüğünü belirti. Yıldırıma verilmesi düşünülen 132 yıllık ceza sadece
futbolda şike yaptığı iddiaları ile ilgili değil ki. İhalelerde usulsüzlük ve çete
kurmak gibi suç iddiaları var. İstenen budur. Ayrıca iddianamende 6 kez
nitelikli dolandırıcılık yapmak gibi bir ifade olduğu söyleniyor” dedi.

YASANIN ARKASINDAYIZ

Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de spora ilgi had safhada olduğunu
kaydeden İçten, özellikle futbola milyonlarca insan destek veriyor.
Sonucu önceden belli hiçbir müsabakanın tadı tuzu olmaz. Bu izleyenlere
hakarettir. İnsanın onurunu zedeleyici haksız kazanç elde edilmesi
vicdanların asla kabul edemeyeceği bir durum. O yüzden bu yasanın
arkasındayız” şeklinde konuşarak sözlerini şöyle sürdürdü.
2010 yılı Aralık ayında adli birimler şike soruşturması başlatırken, 6222
sayılı yasa tasarısı Mart ayında TBMM’de konuşuluyordu. Yani başlatılan bir
soruşturmadan sonra 14.04.2011 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
Hal böyle iken, kişiye özel çıktığı iddia edilen yasa gerçekte böyle olsaydı
bu yasa bu haliyle çıkmazdı. Peki neden 6222 sayılı yasada değişikliğe
gidildi? Kulüpler birliği, futbol federasyonu Mecliste grubu bulunan siyasi
partiler tarafından değiştirilmesi talebi uygun görülmüştür. Ak Parti ve
diğer siyasi partilerin, sivil toplum kuruluşlarının ve halkın bu talebi olan
bu yaklaşımı görmezden gelinemezdi. 6222 sayılı yasa sonuçta meclis
iradesiyle özgürce çıkarılmıştır. Türk sporunun gelişmesi adına bu yasa
çok önemlidir. BDP bu yasanın çıkmasında ilk imzayı atan sonra da
arkasında durmayan bir partidir. Oysa ki ilk imza verilmeseydi bu yasa
düzenlenmeyecekti. Ve son olarak, ‘Bir insanın canına kıyana en 10 yıllık
ceza verilirken, şike yapanların ya da teşebbüste bulunanların 18 yıl hapis
cezası alması doğru değildir’ diyor üst sınırı 12 yıla inen yasanın arkasında
olduğumuzu bir kez daha tekrarlıyorum.

Pin It

Comments are closed.